Reklam

METİN YAVUZ'DAN DİDİM'DE AÇIKLAMALAR

METİN YAVUZ'DAN DİDİM'DE AÇIKLAMALAR

METİN YAVUZ'DAN DİDİM'DE AÇIKLAMALAR
11 Haziran 2019 - 19:05
Reklam

Ramazan Bayramının 1. günü saat 21:30'da Didim AK PARTİ İlçe Başkanlığına gelen AK PARTİ MKYK Üyesi ve Aydın Milletvekili Metin Yavuz partililer ile bayramlaştı. Katılımcıları selamlayan Metin Yavuz; "Burada bulunan arkadaşlarımızın ve yüce Türk milletinin Ramazan Bayramını kutluyorum. Ne mutlu ki bize Recep Tayyip Erdoğan gibi bir yol arkadaşımız ve dava adamı ile birlikte yol alıyoruz." dedi.

31 Mart yerel seçimlerinden sonra tüm ilçe teşkilatlarını ziyaret eden Metin Yavuz; 31 Mart yerel seçimlerinde Aydın açısından sevinme noktasında eksik kaldık. Bu konuda burada da basına açıklamalarda bulunduk. Bu konuda aynaya bakmamız gerektiğini belirttik. Birilerini suçlamaktansa biz nerede yanlış yaptık ? Bunu araştırmalıyız. Biz vatandaşımıza kendimizi iyi ifade edemedik. Bu gerek şahsi, gerek teşkilat, gerek vekiller olarak yaptığımız bazı hatalardan kaynaklandı. Karşılığını da yaptığımız hatalar neticesinde sandıkta göremedik.
Seçim öncesi yaptığımız ziyaretlerde sandıktan çıkan oyun YSK'da netleştikten sonra geçerli olacağını ifade etmiştik. Maalesef Türkiye'de yapılan bu hata İstanbul'da yaşanan konu, Aydın'da hatta Didim'de de olmuştur. 
Şimdi önümüzde 4-4,5 yıllık bir süreç var. Bu süre göz açıp kapayana kadar geçer. Bu sebepten aynaya bakarak gördüğümüz eksiklerimizden, hatalarımızdan bizim mutlaka ders çıkartmamız gerekir. Bu davaya, bu ülkeye inanıyorsanız burada var gücünüzle elinizi taşın altına koymalı, sen-ben, ocu-bucu kavgasını bırakıp bu konuya hep birlikte odaklanamlıyız. 
Şimdi 31 Mart yerel seçimlerinde vatandaşımızın verdiği bir mesaj var. Bu mesaj Türkiye geneline baktığımızda çok net zaferle sonuçlanmıştır. Bu Aydın'ımızda olmamıştır. Bu mesaj ile halkımız 15. kez "AK PARTİ'ye güvenimiz tamdır, onay veriyoruz" demiştir.
Bir iktidar düşünün ki 4 tane yerel seçim geçirmiş ve her seçimde 1 tık yukarıya çıkmıştır. Eksilmemiş artmıştır. Bu coğrafyanın bu kadar tehlike içerisinde  olmasına rağmen bu inaçla 4. yerel seçiminden de zaferle çıkmıştır. %44,35 ile (İstanbul hariç) bir oranla AK PARTİ'nin olumlu bir tarafı var. Cumhur İttifakı açısından baktığımızda bir başarı söz konusudur. Zaman içerisinde bazı endişelerimiz, bazı itirazlarımız olmuştur ama %52 oyla Türk vatandaşımız CUMHUR İTTİFAKINI onaylamıştır. Yeni yönetim sistemi olana Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminde verdiği kararın devamlılığını da gösteren bir karar vermiştir.
Cumhurbaşkanımız yeniden seçime gitse yine bir kayba uğramadan kazanacağının bir mesajıdır bu verilen mesaj.
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan halkımız tercihini 40 belediyemizde partimizden yana kullanmıştır. Kürt Milliyetçiliği adı altında olan ellerden alıp, biz hizmet almak istiyoruz, iktidara güveniyoruz demiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dr. Devlet Bahçeli'nin hep söylediği BEKA vatandaşımız tarafından doğru anlaşılıp onaylanmıştır. 
Biz AK PARTİ'liler sokakta çok sesli bir toplum olmadığımızdan sahada güçlü olduğumuz görünümünü veremiyoruz. Bunu anlatamıyoruz.
Türkiye'de 1398 tane belediye var.Bu seçimde Cumhur İttifakı olarak 988 tanesini aldık. Bu güçlü olduğumuzun göstergesidir. Yine Türkiye'de 20745 meclis üyesi var bunların 12991 tanesini Cumhur İttifakı kazanmıştır. Ezici bir çoğunluk olduğunu hepimizin bilmesi ve anlatması gerekiyor. Türkiye'de sandığa giden seçmen %84,5 olmuştur. Biz bu başarıyı sandığa gidip iradesini kullanan vatandaşlarımıza borçluyuz. Ancak bunları kayıtlara geçirmekte sıkıntı yaşıyoruz. Ankara'yı kaybettik ve kabullendik. İstanbul'u da kaybediyorduk. 1-2 dilekçe sayesinde Binali Yıldırım'ın oylarının gasp edildiği, çalındığı tescillendi.
Her ne kadar CHP, İYİ PARTİ ve HDP'nin adayı olan zat buna isyan etse de , her ne kadar mazlum rolünü oynasa da şimdi emare yok. İtirazlarımız 100 civarı sandıkta vardı ama orada bile 30.000 olan oy farkı 13.000'e geriledi. Bizim yeniden seçim diye bir talebimiz yoktu. Bizim talebimiz ağızları bağlı torbaları açalım yeniden sayalım, kayda alalım şeklindeydi. Bunu istemediler çünkü en az 400.000 oy fark çıkacaktı.
Büyükşehirde Binali beye verilen oylar ile o ilçede ilçe belediye başkanına verilen oylar arasında bariz fark var. Bildiğiniz gibi İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis çoğunluğu bizde.  Bu olay doğal akışa ters.
İlçede AK PARTİ adayına oy veren büyükşehirde diğer adaya oy verecek bu çok doğru bir şey değil. Sizce İstanbul'da sandıktan 3 benzemezin adayına 185 oy çıkarken Binali beye 4 oy çıkacak bu sizce mümkün mü ?
Bayram öncesi İstanbul'da 3 ilçemizi ziyaret ettim. Büyükçekmece, Avcılar ve son olarak Sultangazi..
Sultangazi ilçesi genelinde canla başla çalışan arkadaşlar ile sohbet ettim. Bana " Biz bu seçimde sandığa gitmedik" dediler.
Neden ? diye sorduğumda "ilçe başkanına kızmış, kadın kollarına, gençlik kollarına kızmış, başkan adayını beğenmemiş vs. vs cevaplar verdiler. Sandığa gitseydik AK PARTİ'den başkasına oy vermezdik, veremezdik" dediler. Basit sebepler, çok üzücü gerekçeler. İstanbul'da 1.700.000 kişi sandığa gitmemiş ve bunların 250.000 kişisi parti üyemiz küsmüş ama pişman.
O yüzden diyorum dönüp aynaya bakmamız lazım. Suç bizim, o insanların sandığa gitmeme sebebi biziz. Suçluyu hiç bir yerde aramayacağız. Suçlu bizler, teşkilatlar, yöneticiler...  
İstanbul'u kaybedeceğimiz hiç birimizin aklından geçmezdi. Gevşemeden çalışmaya devam etmeliyiz. Sandığa gitmeyen seçmenimiz "nasılsa Binali bey seçimi alır" düşüncesinde idi. Ben söylemekten çekinmiyorum. 23 Haziran seçimlerinde 300.000 oy fark ile zafer kazanacağız. Ancak hepimiz taşın altına elimizi koymalıyız. Her birimizin İstanbul'da en az bir tanıdığı, akrabası, asker arkadaşı vardır. Onları arayıp konuyu anlatıp ikna etmeliyiz. Bizim İstanbul'u bu anlayışa teslim etmememiz gerekir. Biz İstanbul'u verdiğimiz an 100 yıl öncekiler tekerrür edecektir. Tarihi bilen olayların buraya gideceğini de bilir. 

PARTİMİZİ, KENDİMİZİ İFADE EDEMİYORUZ.

Aydın'da milletvekili olarak Sarıçay barajı hakkında bilgilendirme yapıyorum. Tarım bakanımız Pakdemirli Aydın'a geldiğinde yatırım proramına aldırdığımız Sarıçay Barajı sondaj çalışmaları başladı diyoruz.  Hanımefendi çıkıyor Sarıçay Barajını ben yapıyorum diye bir algı yaratmaya çalışıyor. Şimdi kanunlarda bir madde var onun üzerinden yürümeye çalışıyor.
Nedir bu kanun ?
DSİ kanalı ile yapılan yatırımların belediyeye teslimini konu alıyor. Belediye bu yatırımı 30 sene de devlete geri ödüyor.
2014 seçimlerinde bakan Eroğlu Aydın'a geldiğinde "yatırım planına alalım" dediği zaman hanımefendi "ben bu barajı yapacağım" dedi. O tarihte 100-150 milyona halledilebilecek bir yatırımdı. Seçim broşürlerinde yer alan vaadlerde de yer almıştı. Ancak 2018 yılında "benim bütçem bu barajı yapmaya yetmez" dedi. Şimdi devlet 2019 yatırm planına alarak sondaj çalışmalarına başlıyor. Bu defa da çıkıp "Sarıçay barajını ben yapıyorum" diyor.. Bunları duyuyoruz, biliyoruz. Ancak sahada savunan sadece biziz. Sizlerde bu konu hakkında halkı bilgilendirmelisiniz. Sarıçay Barajının devlet tarafından yapılmaya başlandığının tüm arkadaşlarımız tarafından halka anlatılması gerekir.
DSİ 1,8 Milyar tutarında yatırım yapılıyor. Bu tutarın geri ödemesi 35 milyon olarak yapılmış hanımefendi tarafından.
Bu konuda sosyal medyada korkunç bir algı operasyonu yaratanlar karşısında sizlerin hiç bir şey yapmıyor olması, bizleri yalnız bırakmanız bizleri çok üzüyor. Kendi yaptığımız işleri vatandaşa anlatamıyoruz. Bu konuda duyarlı olup tersine çevirmeniz gerekiyor. 
İstanbul seçimlerine geri döndüğümüzde  1 kişi bile bizim için çok önemli. Burada yaptığımız hataları tekrarlamamak adına duyarlı olmalıyız. Meclisin kapalı olduğu dönemlerde bizlerde İstanbul'da olacağız. Sizler tanıdıklarınızı bize yönlendirin, bizler gider görüşürüz. İstanbul bizim için çok önemli.

Bu haber 886 defa okunmuştur.