"SU ÜRÜNLERİ OSB" KESİNLİKLE İSTEMİYORUZ!

Atabay, yatırım anlamında Didim’in yanlış bir yer olduğunu belirterek, Didimliler ve ilçedeki sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yatırıma karşı mücadele başlattıklarını açıkladı.

"SU ÜRÜNLERİ OSB" KESİNLİKLE İSTEMİYORUZ!

Atabay, yatırım anlamında Didim’in yanlış bir yer olduğunu belirterek, Didimliler ve ilçedeki sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yatırıma karşı mücadele başlattıklarını açıkladı.

05 Temmuz 2019 - 17:41

Didim Belediye Başkanı A. Deniz Atabay her cuma düzenlenen haftalık basın toplantısında ana gündem maddesi olarak "SU ÜRÜNLERİ OSB"  konusunu ele aldı.
Son günlerde Didim gündemini meşgul eden ve sosyal medyada sıkça yer alan "SU ÜRÜNLERİ OSB" nin Didim Taşburun mevkiinde ypılması planlandığı söylentilerine ilişkin Didim Belediye Başkanı A. Deniz Atabay; 

konunun daha önceden dile getirilmesine rağmen son gelişmelere bakıldığında olayın alttan yapılan çalışmalarla yürütülmeye çalışıldığını ifade etti.

“DİDİM, SU ÜRÜNLERİ OSB İÇİN YANLIŞ YER”

Konuyla ilgili fizibilite çalışması projesi hazırlanabilmesi amacıyla Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) ile protokol imzalandığı, çalışmaların hızlandırıldığı yönünde bilgi aldıklarını aktaran Atabay “Resmi ağızdan telaffuz edilmese de bir tehlike var. Daha önce açık cezaevi olarak düşünülen bölgeye bu kez Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi yapılması düşüncesi var. 'Keşke cezaevi kurulsaymış' diyoruz şimdi ama bu sanayi bölgesini tarımı da katarak ortaya atıyorlar. Bu yatırım, denizdeki balık çiftliklerinin lojistik bölgesi olacak. Yani Taşburun karşısı balık çiftlikleri ve gemiler, karada ise fabrikalar, işletmeler ve depolama alanları olacak. Denizde bin dönüm, karada ise çok büyük yerde bu sanayi bölgesinin kurulması isteniyor. Bir defa yer ve seçim çok yanlış. Turizm kenti olmaya çalışan ve bunun mücadelesini veren Didim’in seçilmesi çok manidar. Yanlış fikirler ve isimler ortaya atılıyor. Biz bunların hepsinin dışındayız. Bu iş üzerinden siyaset yapılmaz. Kışın 100 bin insanın yaşadığı bir yerin geleceğini karartma politikasıdır. O iş burada yapılmaz. Biz işe karşı değiliz yer seçimine karşıyız. Bu ince, uzun bir mücadele ve bu basın açıklamasıyla bu mücadeleyi başlatıyoruz. Bu tek başımıza yapacağımız bir şey değil. Biz zaman zaman yapacağımız açıklama ve eylemle dışarıdaki çevrecileri, aktivistleri ve bilim adamlarını bu işe katacağız. Biz kimseyi kırarak ya da kavga ederek değil dikkatleri burayı çekerek topyekün mücadele edeceğiz. Ortak konumuz Didim, mücadele edeceğimiz şey yanlış yatırımın önlenmesi, mücadele arkadaşlarımız ise herkes ve tüm Türkiye olacak” dedi.

Yaptığı yazılı Basın açıklamasında ise;

Didim kamuoyunda güncel olarak yer alan ve kentin geleceğini olumsuz yönde etkileyecek
balık çiftlikleri konusunda yeni gelişmeleri üzülerek izliyoruz.
Söke - Didim arasına Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurulması için fizibilite
çalışmasının projesi hazırlanabilmesi amacıyla GEKA (GÜNEY EGE KALKINMA AJANSI)
protokol imzalandığı ve bu konu ile ilgili çalışmaların hızlandığı bilgisini tarafımıza ulaşmış
durumdadır.
Balık çiftlikleri ve Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi (OSB), hem denizde hem karada
endüstriyel üretim yapması nedeniyle ekosistemi bozduğu ortadadır. Bu tür üretim sahalarının milli
parklar gibi özel koruma statüsündeki alanların yakınlarında oluşturulmasının işletenlerden başka
kimseye yararı bulunmamakta olup bu doğa düşmanı projenin Didim’de kabul edilmesi mümkün
değildir.
Bugün mevcut olan 66 ton üretim kapasiteli denizdeki balık çiftliklerinin yarattığı tahribat
ortada iken Karada kurulacak olan Su ürünleri OSB için denizde çok daha yüksek kapasiteli ek balık
çiftliklerinin de kurulması gerekeceği açık bir gerçektir. Bu durumda denizde yüksek kapasiteli balık
çiftlikleri ile birlikte karada su ürünleri Organize Sanayi Bölgesi şehrimizin geleceğini resmen
karartacaktır.
Konunun muhatapları her ne kadar teknolojinin geliştiğini, konu ile ilgili önemlerin alındığını ve istihdam yaratılacağını söylese de, hepimizin bildiği üzere hali hazırda faaliyette olan balık çiftlikleri dahi denizi ve sahillerimizi geri dönülmez biçimde kirletmektedir.
Kaldı ki; Denizimize, sahillerimize ve Didim’in tescilli havasına, dolayısıyla hem yaşam kalitemize hem de turizmimize telafisi mümkün olmayan zararlar vereceği açıktır ve bu hususu görememek cehalettir.
Doğayı kirletmek çok kolay ama temizlemesi çok zordur ve sanılanın aksine bu kirlilik hemen değil, oluşan birikimin ardından ortaya çıkacaktır.
Bölgenin akıntı yönü ve hakim rüzgarı dikkate alındığında, kurulması planlanan Balık çiftlikleri ile Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesinin “sağlayacağı!” tek şey Didim’in eşsiz doğasını katletmek olacaktır.
Gerek turizmci kimliğim gerekse bu kentin Belediye Başkanı olarak; bu kentin duyarlı vatandaşları ile birlikte kentimizin, doğamızın ve turizm potansiyelimizin tahrip edilmesine asla izin vermeyeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Ayrıca konu ile ilgili toplumsal muhalefeti Didimlilerin göstereceğinden son derece emin olduğumu belirtmek isterim.
Her şeyden önce bu kentte yaşayan ve bu kenti yürekten seven bir vatandaş olarak; Bu kentin bütün güzellikleri ile birlikte korunması konusunda, kamu kurum ve kuruluşların da sorumluluğu olduğunu, sağduyulu kararlar almalarını ve bu yönde politikalar yürütmeleri gerektiğini hatırlatırım.

Bu haber 353 defa okunmuştur.