Reklam
Reklam

TARİH BOYUNCA AÇIKLANAMAYAN 18 İLGİNÇ OLAY

Tarih bilinmeyenlerle dolu ve insanlar tam olarak açıklayamadığımız bazı nedenlerden dolayı inkar edilemez gerçeklerden ziyade gizemli şeylere odaklanma eğiliminde. Eğer biraz gizemi seviyorsanız, bilim adamlarının mantıklı açıklamalar getirmekte zorlandığı bu olaylar ilginizi çekebilir.

TARİH BOYUNCA AÇIKLANAMAYAN 18 İLGİNÇ OLAY

Tarih bilinmeyenlerle dolu ve insanlar tam olarak açıklayamadığımız bazı nedenlerden dolayı inkar edilemez gerçeklerden ziyade gizemli şeylere odaklanma eğiliminde. Eğer biraz gizemi seviyorsanız, bilim adamlarının mantıklı açıklamalar getirmekte zorlandığı bu olaylar ilginizi çekebilir.

TARİH BOYUNCA AÇIKLANAMAYAN 18 İLGİNÇ OLAY
08 Ekim 2019 - 00:31
Reklam

 

1. Goril Koko’nun son sözleri


Herkesin sevgilisi Goril Koko’ya işaret dili öğretildi ve kendisi bu sayede insanlarla iletişim kurabildi. Bir röportajda, Koko’nun eğiticisi ve kendisine en yakın insan olan Francine Patterson’a Koko ile konuşmalarının ne kadar derine inebileceği soruldu. Francine: “Koko’nun bakıcılarından biriyle ölüm hakkında yaptığı bir konuşma ile başlamıştı. Bakıcı Koko’ya bir iskelet gösterdi ve “Bu canlı mı yoksa ölü mü?” diye sordu Koko, “Ölü, örtülü” diye cevapladı. Bakıcı sordu, “Hayvanlar öldüğünde nereye gidiyor?” Koko, “Rahat bir delik” dedi. Sonra bir veda öpücüğü verdi. ”Koko’nun bu cevabı birçok insanı şaşırttı ve geride birçok felsefi tartışma bıraktı. Sevgili Koko, umarız söylediklerinde haklısındır.

 

2. Damarlarında kan bulunan 2.000 yıllık ceset


Lady Day olarak da bilinen Xin Zhui, antik Çin’deki Batı Han hanedanlığı döneminde Dai’nin Markiziydi. Mezarı, ölümünden 2000 yıl sonra yanında birçok değerli eser belge ile birlikte Çin’de Mawangdui adında bir tepenin içinde bulundu. Buraya kadar her şey normal. Ancak herkesi şaşırtan şey, vücudunun ölümünden binlerce yıl sonra bile ne kadar iyi korunmuş olduğuydu. Lady Day tüm organları sağlam ve kan damarları bozulmamış olarak bulundu, hatta damarlarında az miktarda A Tipi kan da vardı ve saçları ve kirpikleri hala duruyordu. Bilim adamları midesinde kavun tohumlarını buldular ve bu sebeple kavun mevsiminde yaz aylarında öldüğüne inanılıyor. Diğer taraftan bu, kavun yedikten sonra birkaç saat içinde öldüğü anlamına da geliyor. Herkeste merak uyandıran, vücudunun içine batırıldığı gizemli sıvı, hafif asidikti ve içinde bir miktar magnezyum bulunuyordu. Muhtemelen vücudun bu kadar uzun süre korunmasına bu sıvı yardımcı oldu. Bilim adamları hala bu gizemli sıvının nasıl bir sıvı olduğunu bilmiyorlar.

3. Geçirdiği travma sonrası müzik dehasına dönüşen adam


Bir gün uyandığınızı ve hayatınızda bir gün bile çalışmamış olmanıza rağmen bir müzik dehası olduğunuzu hayal edin. Bu oldukça şaşırtıcı olurdu, değil mi? Benzer bir durum Derek Amato’nın başına geldi, sadece ödenmesi gereken önemli bir bedel vardı. 2006 yılının ekim ayında Derek, dalış sırasında havuzun dibine kafasını çarptı ve ciddi bir sarsıntı geçirdi. Bu olay yüüznden Derek saçlarının % 35’ini ve hafızasının bir kısmını kaybetti ama aynı zamanda birçok insanın hayatını adadığı bir yetenek sahibi oldu – o artık bir besteciydi. Amato bu özel durumu, “gözlerimi kapattığımda, soldan sağa doğru hareket eden bu siyah ve beyaz yapıları buldum, bu aslında aklımda, sürekli akıp giden müzik notalarının akışını temsil ediyordu.” şeklinde anlatıyor. Travmadan sonra bu şekilde, dahice seviyede yetenek kazanan dünyadaki tek kişinin Derek olabileceğine inanan doktorlar edinilen müziksel savant sendromuna aşina olsalar da yaşanılan diğer vakalar Derek’inki kadar güçlü değil.

4. Avusturalya’da sürekli ortaya çıkan bulut Hector


Avusturalya’da bulunan Tiwi Adaları’nda her yıl eylül ayı ile mart ayı arasında, neredeyse her öğleden sonra Hector adı verilen bir fırtına bulutu ortaya çıkıyor. Hector, ayrıca Konvektör Hector olarak da biliniyor, en tutarlı fırtınalardan biri olarak anılıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında bir pilot tarafından isimlendirilen bu bulut hala birçok meteorolojik çalışmanın merkezi olmaya devam ediyor. Birçok meteorolog Hector gibi fenomenler üzerinde çalışmış olsa da, fırtınanın neden görünmeye devam ettiği hakkında geçerli bir açıklama bulamıyorlar.

 

5. Gizemli “Dans Salgını”


1518’de Strazburg, Alsace, oldukça ilgin bir salgınla karşı karşıya kaldı. “Dans hastalığı” olarak da bilinen bu garip durum 400 kişinin hiç durmadan, dinlenmeden dans etmelerine ve bu insanlardan bazılarının kalp krizi, yorgunluk veya felç gibi sebeplerle ölmelerine neden oldu. Bu garip durum 1518 yılının Temmuz ayında, Bayan Troffea adlı bir kadının Strazburg’un ortasında kontrolsüz bir şekilde dans etmeye başlamasıyla ortaya çıktı. Bayan Troffea’ye 34 kişi daha katıldı ve kısa süre sonra bu sayı yaklaşık 400 kişiye ulaştı. Bir noktadan sonra günde yaklaşık 15 kişiyi öldürmeye başlayan salgının doğaüstü sebeplerden kaynaklanmadığı fark edildi ve doktorlar ve yetkililer ve bu salgının “sıcak kan” nedeniyle olduğunu iddia ettiler. Hastaları tedavi etmek yerine, doktorlar ahşap bir ev inşa ederek bu insanlara “dans etmelerini” önerdi. Profesyonel modern maraton koşucularının bile bu kadar yoğun antrenmanlara dayanamayacağına inanılıyor. Ergot mantarlarının toksik ürünlerinden kaynaklanan bir tür gıda zehirlenmesinden ya da kitlesel psikojenik bir hastalık olabileceğinden bahsedilse de henüz bilim adamları bu korkunç salgına neyin yol açtığından tam olarak emin değiller.

6. Türünün tek örneği 100 yıllık motorsiklet


Bugüne kadar hiç kimse bu 100 yıllık motosikletin duvara nasıl gömüldüğünü ve hala nasıl düzgün çalışabildiğini açıklayamadı. Bu motosikletle ilgili en çok hayranlık uyandıran şey, bir duvarda geçirdiği 40 yılın garip hikayesi değil, aynı zamanda başka hiçbir Traub motosikletinin sahip olmadığı benzersiz tasarımı. Birçok koleksiyoncu bu benzersiz motorsikletin neden bir duvarın içine gizlendiğine anlam veremiyor ve bu koleksiyonluk parça, kesinlikle cevapladığından daha fazla soruya sebep oluyor.

7. Hiç kimsenin anlayamadığı el yazması


Bundan yaklaşık 500 yıl önce, bilinmeyen bir yazar tarafından bilinmeyen bir dilde bilinmeyen bir yazı sistemiyle yazılmış bir metin bulundu. El yazmasına, metni 1912 yılında İtalya’ya getiren ve Litvanyalı-Samogit bibliyofilleri olan Wilfrid Voynich’in adı verildi. Metnin Kuzey İtalya’da yazılmış olabileceğine inanılıyor ve kesin olmamakla birlkte hakkında sahip olunan tüm bilgi de bu. Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı zamanından birçok kriptograf ve kod kırıcı el yazması üzerinde çalıştı ancak kimse metnin gerçekte ne söylediğini bulamadı. Birisinin özellikle yazdığı bir şaka olabileceğini düşünenler olabilir, ancak metin 272 sayfadan oluşuyor, bu da bir şaka için ciddi bir kararlılık demek. Yakın zamanda, bu el yazmasının, kadın sağlığı hakkıdna yazılmış tıbbi bir kitap olduğu teorisi ortaya atıldı, ancak bu teori de kanıtlanamadı.

8. Kleopatra ve sevgilisi Antony’nin hala bulunamayan mezarları


“Bulunmaya yakın” olduğuyla ilgili sayısız yanlış iddiaya rağmen, hiç kimse insanlık tarihindeki en ikonik kadınlardan birinin gömüldüğü yer hakkında hiçbir fikre sahip değil. Octavianus’un emrettiği şekilde ” Antonius’la görkemli ve muhteşem bir biçimde” inanılıyor. Aslında, Kleopatra’ arkeologlar açısından gizemini koruyan tek kişi değil, Mozart ve Cengiz Han gibi ikonik tarihi figürlerin de mezarlarının nerede olduğu bilinmiyor.

 

9. Kanada’da ortadan kaybolan köy halkı


Kanada’daki bulunan Inuit ara sıra geçen kürk avcıları tarafından bilinen küçük bir köydü. 1930 yılında Inuit’de garip bir şey oldu; Joe Labelle adlı bir kürk avcısı adanın sınırları içerisine girdiğinde köyde tek bir insan bile bulamadı. Sadece insan yapımı gibi görünen bir mezarda açlıktan ölmüş 7 kızak köpeği vardı. Kayıp insanları bulmak için bir arama yapıldı, ancak tek bir cesete dahi rastlanmadı.

10. Dünya dışından alınan en uzun sinyal


1977’de, Ohio State Üniversitesi’nin dünya dışı istibarat arayışını desteklemek için kullanılan Big Ear Radio teleskobu günümüzde “wow!” sinyali olarak bilinen bir sinyal aldı. Gökbilimci Jerry R. Ehman, verilere incelerken anomaliyi keşfetti ve o kadar heyecanlandı ki verinin yanına yuvarlak içine alarak “wow!” notunu düştü. Çünkü sinyal 72 saniye uzunluğundaydı ancak maalesef bir daha asla tekrarlanmadı. İnsan yapımı bir kaynaktan geldiğini iddia etmeye çalışanlar da olmasına rağmen henüz hiç kimse bu sinyali açıklayamıyor. Bu sinyal, şimdiye kadar tespit edilen en uzun uzaylı teması olma konusunda en güçlü aday olmaya devam ediyor.

11. Anlaşılamayan Phaistos Disc


Bilim adamlarına göre muhtemelen Tunç Çağı’ndan kalma kilden yapılmış bir disk olan Phaistos’la ilgili meşru bir teori bulunmuyor. Disci pek çok farklı dilde okumak için birçok deneme yapıldı, ancak hepsi başarısız oldu. Yeni teorilerden biri ise bir tür masa oyunu olabileceği yönünde. Başka bir araştırmaya göre ise disk, doğurganlık tanrıçası adına bir tür ibadeti sembolize ediyor olabileceği tahmin ediliyor.

12. Kime ait olduğu bilinmeyen 10 Milyon Dolarlık Hazine


2013’te bir çift, evlerinin yakınında madeni paralarla dolu bir hazine buldu. 27 bin dolar değerinde olan ancak tarihi değeri nedeniyle şu an 10 milyon dolar değerinde hazinenin Amazon’da üzerinden satılması planlanıyor. Gerçekleşirse web sitesi üzerinden ilk büyük para satışı olacak. Hazineyi bulan çift insanlar daha fazla para aramak için evlerine gelebilirler korkusuyla hazineyi buldukları yeri paylaşmamaya karar verdi. “Saddle Ridge Hoard” olarak adlandırılan hazinenin sahibinin kim olabileceği konusunda birçok tahminde bulunuldu, ancak tüm tahminlerin yanlış olduğu açıklandı. ABDli temsilciler hakkında hiçbir bilginin bulunmadığı Saddle Ridge Hoard sikkelerini ABD’deki herhangi bir hırsızlığa bağlayan bir ipucu bulunmadığını, yapılan araştırmalara rağmen geçerli bir bilgiye ulaşılamadığını söylüyor. Zaten bir ilişki bulunsa, devlet kesinlikle peşini bırakmazdı diye tahmin ediyoruz 

 

13. Batmamasına rağmen 25 kişilik mürettebatı kaybolan gemi


Joyita, 1955’te Güney Pasifik’te gizemli bir şekilde ortadan kaybolan tüccar bir gemi. Hepimiz gemilerin battığını ve trajedilerin gerçekleştiğini anlayabiliriz ancak, bu gizemli durum biraz farklı. Herkesin dikkatini çeken, geminin neredeyse batma ihtimalinin olmayacağı bir şekilde inşa edilmiş olmasıydı. Hatta gemi ilk bulunduğunda, hala suyun dışında kalan büyük bir kısmı bulunuyordu ancak üzerinde tek bir kişi bile yoktu. Yola çıktığında gemide bulunan 25 kişiden hiçbiri tüm aramalara rağmen bulunamadı. Hikaye mürettebatın neden gemide kalmadığı ve cesetlerinin hiçbirinin bulunamadığı konusunda arkasında birçok soru bıraktı.

14. Haritadan kaybolan ve bulunamayan ada Bermeja


Bermeja, Yucatán’ın kuzey kıyılarını gösteren haritalarda 20. yüzyıla kadar yer alan bir hayalet ada olarak biliniyor. Bu ada hakkındaki en ilginç ayrıntı, birçok araştırmaya rağmen adaya benzeyen hiçbir şey bulunamaması. Araştırma, birinin adanın gerçek sınırları olmadığına ve Meksika Körfezi’nde petrol haklarının bulunmadığına dikkatleri çekmesiyle başladı. Yetkililer bu kara parçasını aramaya başladığında, sudan başka bir şey bulamadılar. Adanın gerçekten var olup olmadığı henüz açıklanamadı.

15. Hazineleri bulunamayan gizemli ada


Oak Island gizemi olarak bilinen bir teoriden bahsedeceğiz. Nova Scotia’daki bir adada henüz hiç kimsenin bulamadığı inanılmaz hazinelerin olduğuna dair bu gizemli teori gerçek bir kanıt bulunamamasına rağmen konuyla ilgili anlatılmaya başlanan hikayelerin ardından yayıldı. Adada yüzlerce yıllık eserler bulunsa da aralarında büyük bir hazine olarak değerlendirilebilecek hiçbir şey yok. Bu sadece bir şehir efsanesi olabilir, ancak öyleyse bile efsaneye göre, yaklaşık yüz yıl önce ortaya çıkan bir “lanet” var ve bu lanete göre hazine bulunmadan önce 7 kişinin ölmesi gerekiyor. Şu ana kadar hazine arayışında 6 kişi vefat etmiş.

16. Ortadan kaybolan Avusturalya Başbakanı


Harold Edward Holt, 1966 yılından 1967’de öldü farz edilene kadar, Avustralya’nın 17. Başbakanı olarak görev yaptı. Önceki cümlede geçen “varsayılan ölüm” anlatımını fark ettiyseniz Holt’un ortadan kayboluşunun gizeminin hâlâ açıklanamadığını düşünebilirsiniz. Holt, okyanusu gerçekten çok severdi ve boş zamanını değerlendirmek üzere 4 arkadaşı ile birlikte balık tutmak için Portsea’ye gittikleri bir hafta sonu öğle yemeğinden önce biraz yüzmek için Cheviot Plajı’nda durdular. Avucunun içi gibi bildiğini iddia ettiği bir plajdı burası. Holt yüzdüğü sırada birden denizde kayboldu. Görgü tanıklarından biri “bir yaprak gibi…birden” kaybolduğunu belirtti. İlk akla gelen bunun korkunç ve talihsiz bir kaza olduğu. Ancak işin en ilginç yanı, bu olayın en büyük arama operasyonlarından birine sebep olmasına rağmen Avustralya tarihinde hiç kimsenin Holt’un cesedini bulamamış olması. Doğal olarak, bu hikaye birçok komplo teorisine yol açtı, insanlar Holt’un CIA tarafından öldürüldüğüne inandı hatta kendi ölümünü sahnelediğine ve insanları kandırdığını düşünenler, intihar ihtimali üzerinde duranlar oldu. Ancak tanıyanlar böyle birşeyin mümkün olmadığını savundu.

 

17. Uzaylılar tarafından kaçırıldığını iddia eden 2 adam


1973’te Mississippi, Pascagoula’da yaşayan iki adamın başına garip bir olay geldi. Charles Hickson ve Calvin Parker adlı iki adam, balık tutmaya gittikleri sırada uzaylılar tarafından kaçırıldıklarını iddia ettiler. Hickson ve Parker, ilk önce vızıltıya benzer sesler duyduklarını ve yanıp sönen mavi bir ışık gördüklerini, daha sonra ise 40 feet genişliğinde ve 10 feet yüksekliğinde oval şekilli bir cisimin ortaya çıktığını iddia ediyorlar. Parker ve Hickson bilinçlerinin yerinde olduğunu ancak hareket edemediklerini, uzaylıların onları kaçırdıklarını ve serbest bırakmadan önce üzerilerinde bazı deneyler yaptıklarını anlatıyor. Elbette, bu hikayeye de inanmayan, yalan makinesi testlerine girmelerini isteyen ve iki adamdan birinin (Charles Hickson) muhtemelen “uyur gezer” olduğunu söyleyenler oldu.

18. Kentucky’deki “et yağmuru”


1876’da Kentucky’de “Kentucky et yağmuru” olarak bilinen akıl almaz bir olay yaşandı. Sevimli Bayan Crouch verandasında sabun yaparken, gökten et olduğuna yemin ettiği tuhaf bir şey yağdığını fark etti. İlk başlarda Tanrı’dan gelen bir işaret olduğuna inanılan bu olay hızlıca birçok bilim insanının ilgisini çekti. Etin tadına bakmaya cesaret edebilenler muhtemelen kuzu ya da geyik olduğunu iddia ettiler. Ancak bilim adamlarının ilk açıklamaları muhtemelen bir atın ya da bir bebeğin akciğer dokusu olduğu yönündeydi. Daha fazla araştırma yapıldıktan sonra, etin, şahinler tarafından kusulan yiyecekler olduğuna inanıldı. Bu teorinin bu ilginç olayın en mantıklı açıklaması olduğu düşünülüyor.
kaynak: Şebnem Akyüz


Bu haber 115 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum