Yavuz; "İktidar Olacaklarmış"

Yavuz; "İktidar Olacaklarmış"

Yavuz;
27 Temmuz 2020 - 21:53

AK PARTİ Aydın Milletvekili ve MKYK Üyesi Metin Yavuz hafta sonu yapılan CHP Olağan kurultayını değerlendiren yazılı açıklamasında
"Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması sonrası Yunanistan'ın adeta kudurduğu bu günlerde, Türkiye Cumhuriyeti'mizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partinizin olağan kurultayını Yunan bayrağını andıran renklerin altında değil de, keşke Şanlı Bayrağımızın rengi olan Kırmızı Beyaz'ın altında gerçekleştirseydiniz.
CHP’nin 37. Olağan Kurultayında divan başkanı olan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun konuşmalarını dinlerken söylemleriyle eylemlerinin ne kadar birbirlerinden farklı olduklarına bir kez daha tanıklık ettim.
Sayın Çerçioğlu yapmış olduğu konuşmasında ilk olarak İstanbul sözleşmesinden dem vuruyor.
Ülkemizde kadının yüksek yararına olacak her türlü anlaşmaların uygulamaların yanında olacaklarını ifade eden Sn. Çerçioğlu diyor ki;
‘‘İstanbul sözleşmesini fes etmek kadına karşı şiddet ve kadın cinayetlerine göz yummak demektir. İstanbul sözleşmesinin yanındayız, her zamanda yanında olmaya devam edeceğiz.’’
Sözde kadın hakları savunuculuğu yapan Sn. Çerçioğlu söz konusu partisinin ittifak ortağı olan HDP’ye gelince diğer CHP’liler gibi sus pus oluyor.
Geçtiğimiz günlerde HDP’li bir milletvekili tarafından tecavüze uğrayan kadınların ortaya çıkması konusunda ne Sn. Çerçioğlu’ndan ne de herhangi bir partilisinden bir kınama yapıldığına, tecavüze uğrayan kadınların haklarını savunduklarına tanıklık etmedik.
Şimdi dillerine bir İstanbul sözleşmesi dolamışlar.
İstanbul sözleşmesi sadece kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin standartlar öngören ve Avrupa ülkelerini hukuki olarak bağlayan bir belge değildir. Bu sözleşme metninin içerisinde, bizim örfümüze, adetimize, ahlakımıza asla uyuşmayan iki tane önemli husus var. Bunlar, toplumsal cinsiyet meselesi ve cinsel yönelim meselesi. Örneğin, LGBT gibi marjinal unsurlar bunun arkasına sığınarak birtakım faaliyetlerde bulunuyorlar. Sokaklarda sözde yürüyüş yapan bu gurup üyelerinin yaptıkları eylemler bizim ahlak ve göreneklerimizle asla uyuşmuyor. Yine sözleşmenin içerisinde geçen sözde namus, ahlak, gelenek, örf ve adet gibi konularla mücadele etmek hükümetlerin vazifesidir gibi bir kavram geçiyor. Bu bizim kabul edilebileceğimiz bir husus değildir.
Son zamanlarda, İstanbul sözleşmesi olmazsa kadına şiddet artar şeklinde bir algı çalışması yürütülüyor. Bizim kadınlara yönelik hassasiyetimiz bugüne kadar yaptığımız icraatlar ile ortadadır. Bakınız, sağlık çalışanlarımızın önemli bir kısmı kadınlarımızdan oluşmaktadır. Bunun yanı sıra siyasetin içinde de kadınların önünü en çok açan parti yine AK Parti’dir.
Kadına karşı uygulanan şiddet şüphe yok ki, namussuzluktur, insanlık dışı bir davranıştır. Bir adam, değil bir kadını öldürmeyi o kadına elini kaldırıyorsa o el kırılmalıdır. Cezalar daha da ağırlaştırılmalıdır. Bununla ilgili yasal düzenlemelerin önemli bir kısmını tamamladık. Kadına yönelik şiddetin her türlüsünde bu eylemi uygulayan kişi cezasız kalmamaktadır.
Bu doğrultuda İstanbul sözleşmesi olmazsa kadına karşı şiddette artar şeklinde yapılan yorumlar yersiz ve gereksizdir.
İstanbul sözleşmesi ile ilgili yapılan kamuoyu araştırmalarında, bu sözleşmeden çıkılması veya yapılacak düzenlemeler ile revize edilmesi açısından ciddi bir beklentinin olduğu sonucuna varılmıştır. Usüller çerçevesinde nasıl ki bu sözleşmeye imza atıldıysa, yine usulüne uygun olarak bu sözleşmeden çıkılabiliriz.
CHP’nin Olağan Kurultayında konuşan Sn. Çerçioğlu, CHP’nin kuruluşunun ilk gününde olduğu gibi bugünde Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının, bağımsızlığının ve demokrasinin yılmaz bekçileri olduklarını ifade ediyor ve ‘‘Hiç kimse korkmasın, kimse endişelenmesin. Emanetiniz, emanetimizdir.’’ diyerek sesleniyor.
Demokrasi şehidimiz Merhum Başbakanımız Adnan Menderes’in memleketi Aydın’ın Büyükşehir Belediye Başkanı olan Sn. Çerçioğlu’nu ve tam karşısında oturan partisinin genel başkanına bakınca 15 Temmuz gecesindeki tutumlarını hatırlıyorum.
FETÖ terör örgütüne mensup bir gurup tarafından o gece yapılan hain kalkışmada Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanları dolduran savunmasız binlerce sivilimize, polisimize, sırf mavi çakarlı olduğu için sağlıkçıların içerisinde olduğu ambulanslara, haberleşme merkezlerine, bu ülkenin meclisine, Cumhurbaşkanlığı Külliyesine bombalar, mermiler yağdırılırken, tankların arasından kaçan o beyefendinin bacaklarını uzatarak elinde kahvesiyle yaşanan süreci televizyon karşısında nasıl takip ettiğini, milyonlarca vatansever 7/24 sokaklarda demokrasi nöbeti tutarken, ‘’Demokrasinin yılmaz bekçileriyiz.’’ diyen hanımefendiyi, günlerce Aydın’ın meydanlarında göremeyişimizi hatırlıyorum.
Sayın Çerçioğlu yine partisinin genel kurultayında, ‘’Genel Başkanımızın hep söylediği gibi devleti yine devlet ana yapacağız. Şevkatli, korumacı, kimsesizlerin kimsesi olmaya devam edeceğiz.’’ diyor ve devam ediyor.
Diyor ki, ‘‘İktidar olacağımıza söz veriyoruz. Biz sözümüzü tutarız, çünkü biz mücadelesini Kuvayi Milliye’den, sözünü Hrant Dink’lerden, Uğur Mumcu’lardan, azmini Türkan Saylan’lardan, isyanını Pir Sultanlardan, gücünün Deniz Gezmiş’lerden, vicdanını Erdal Erenlerden, özgürlüğünü Bülent Ecevit’in güvercinlerinden ve iradesini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten almış bir neslin evlatlarıyız. İşte bu yüzden biz sözümüzü tutarız. Ülkemize de yurttaşlarımıza da sahip çıkarız.’’
Ama bakıyorsunuz halkın iktidarı olacaklarını ifade edenler, yıllarca partisinin milletvekilliğini yapmış, grup başkanvekilliğini yapmış, partisinden Cumhurbaşkanı adayı olmuş birini kucaklamak bir yana dursun, yunan bayrağını andıran renklerin gölgesinde düzenlenen kurultayda, salonun oturma alanlarının en gerisinden yer veriyorlar. Mücadeleden, azimden, güçten, vicdandan ve özgürlükten örnekler verenlere bakıyoruz da daha kendi içlerinde bu dengeleri sağlayamıyorlar.
İktidar olacaklarmış.
Daha çok beklersiniz.
Sn. İnce’nin de ifade ettiği gibi CHP bu kafayla, 250 sene iktidar olamaz.
Birde iktidar olduklarında, devleti yine Devlet Ana yapacaklarının sözünü veriyorlar.
Devlet Ana olabilmenin temel ilkesi, ‘’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’’ anlayışıyla hareket etmektir.
2002’den bugüne bu anlayışla hizmet veren AK Parti sayesinde gücüne güç katan Türkiye artık söz sahibi konumunda olan bir ülkedir. Bugün baktığımızda bütün ümmetin umudu Türkiye ve onun lideri Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Son yaşanılanlara baktığımızda bir virüs dünyanın birçok süper güç denilen devletlerine diz çöktürmüşken, o virüs ile en doğru mücadeleyi veren, kendi insanını sağlıktan ekonomiye kadar her alanda koruyup kollarken, aynı zamanda o diz çöken devletlere ana şefkatiyle yardım elini uzatan ülke yine Türkiye’dir.
Bizler, yaklaşık altı yüz elli yıllık bir süre boyunca dünyayı idare eden Osmanlı Devletinin alt yapısını oluşturan, renkli, çekici ve bir o kadar zengin olan Türk kültürüne sahip olan bir toplumuz.
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal’in en büyük hedefi olan Türkiye’yi muhasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için ait olduğumuz köklere dönmek, kahramanlarla, destansı mücadelelerle dolu bin yıllık geçmişimize sahip çıkarak, zihnimize ve ruhumuzda başka başka kahramanların imaj olarak bize dayatılmasına karşı onurlu bir dik duruş göstermeliyiz.
Hamdolsun, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bugün bu değerlerimize sahip çıkıyor, güçlü devlet yapımız ve ekonomimizle, onun hedeflediği 2023, 2053 ve 2071’e doğru emin adımlar ile ilerliyoruz." dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum