Ali Oğuzhan VURAL

Ali Oğuzhan VURAL

a.oguzvural@gmail.com

Kahve içelim mi?

18 Eylül 2021 - 20:30 - Güncelleme: 21 Eylül 2021 - 08:00

Siz okurlarla ilk buluşmam olduğu için köşemdeki ilk günümde size kahve ikram etmek istedim. Kahve dediğiniz zaman ise öncelik elbette Türk kahvesidir. Şimdi efendim bu kahve dediğimiz şey uzak diyarlarda yetişen bir bitki. Tadını lezzetini de yetiştiği yerin toprağından ve güneşinden alıyor. Benim her şeyden haberdar, herşeyi dört dörtlük bilen eski patronum vaktiyle bu işe merak sardı. Yani yanlış anlamayın sadece hobi olarak. Söz konusu hobi olduğunda ise meşhur patronum hiç bir masraftan kaçınmayarak bir kahve makinası aldı. Küçük kahve makinalarından bahsetmiyorum.  Kahve kavurmak için olan devasa makinalardan… bendenizinde böylece kahvecilikten bir miktar anlamasına vesile olan bu durum, şirkette de büyük bir heyecanla karşılandı. Her cumartesi patronum ve bekçimiz makinanın başına geçerler kahve çekirdeklerini örnek çekirdeğe benzeyene kadar kavururlar pişenleri alırlar arap müşterilerin damak zevkine uygun olarak yenilerini kavururlardı. Nasıl güzel bir koku her yeri kaplar dükkanın önünden geçenler başlarını çevirir içeriye bakarlardı.

Türk kahvesi yapılıp bittikten sonra kararmış ( aslında yeşil olur çekirdekler ama makinada kararırlar) çekirdekler bir köşeye ayrılır hafta boyunca isteyen özel müşterilerin zevkine sunulurdu. 

Ancak esas zevkim olan nescafe ve filtre kahvelerle tanışmam orta okul zamanlarımı bulur. Zannedersem yeni yeni Türkiye pazarına giren Amerikan kahveleri kimi insanların aklını başından alıyorken bazıları da burun büküyor, Türk kahvesinin yerini tutmuyor diyorlardı. Gerçekten de tutmazdı. Bunu babaannemin kendisine hergün Türk kahvesi yapmasından anlardım. Ancak benim için özel bir durumdu Amerikan kahvesi içmek. Arkadaşlar arasında bile ikiye ayrılmıştık; Amerikan kahvesi içenler ve Türk kahvesi içenler. Aramızda hala tartışırız içine süt koyalım mı, koyacaksak ne kadar koyalım?

Ancak esas bomba starbucks şirketinin Türkiye’ye gelmesiyle patladı. Bir anda herkesin ellerinde kağıt bardaklarla dolanmaya, gençler de limonlu kekin tadını tartışmaya başladı. Üstelik kahve çeşitleri bir anda fazlalaştı. İnsanların tercihleri çoğaldı. Amerikan filmlerinde gördüğümüz kahve makinaları bir anda çöpe atıldı. Artık ‘latte’ vardı. Garson yoktu onun yerine isminizi bardağın üzerine yazan genç çocuk vardı. Kahve hazır olunca ’’Ayşe hanım ’’ diye bağırıyordu. 

Herşeyi bilen müthiş eski patronum gene bir şeyleri bilmişti. Geleceğin kahvede olduğunun görmüş ancak organizasyonu yeteri kadar büyütemediği için durum hobi olarak kalmıştı. Babaannem yaşasaydı eminim elimden tutar hadi gidelim o gençlerin kahvecisine der kendine orada bir Türk kahvesi söylerdi. Ben ise arada starrbucks ın önünden geçerken hala bu akıl almaz olayı düşünürüm. Sadece kahve satmak nasıl böyle devasa bir organizasyona dönüyor? Bu tuhaf durum herkesin dikkatini çekiyor hatta kitaplar yazılıyor. Gençler lüks kafelere değil bilmem hangi ülkenin kahvelerini satan bu dükkanın önünde kuyruğa giriyorlar.  

Bende gireyim bari. Ruanda,Kenya,Burundi, americano, latte, espresso… sizin tercihiniz hangisi?


 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Sultan Menekşe Ödemiş
    3 hafta önce
    Ya ya kahve güzeldi. Desinler diye yaşanılan şu zamanda çay nasıl ki şu an en uygun içecek ve heryerde bulunuyor. 4 yıl önce calıştığım şirketin sahibi çay salonları açmayı planlıyordu. Henüz yapmadı. Bu konuda da atılım yapacak kişi kahveyi starbaks ın farllılaştırdıgının benzeri çayıda farklılaştıracaktır. Desinler bakalım..