Reklam
Ali Oğuzhan VURAL

Ali Oğuzhan VURAL

a.oguzvural@gmail.com

MİNİMAL KONFOR

25 Ekim 2021 - 07:47

 

Yüzyılımızın hayat stiline uygun olarak karmakarışık bir yaşamın içindesiniz. Bu hayatın size getirdiği her türlü konfor ve konforsuzluğa sahipsiniz. Evinizi nasıl döşediniz? Büyük bir salon ve iş gezisi için gittiğiniz şehirlerden veya ülkelerden aldığınız onlarca biblo. Her ay gitmeye devam ettiğiniz için bir kısmını annenize veya kayınvalidenize vermiş olduğunuz tabaklar. Duvarlarda resimler fotoğraflar vs. Eşyalarınız ise eskidi diyerek yenisini aldığınız ancak eskisede atmaya kıyamadığınız eşyalarınız, yani yenilerinin yanında, cümbüş yaratan bir durumda.

Dünyadaki alışveriş çılgınlığının başlayıp insanların herşeye sahip olacaklarını düşündükleri bindokuzyüz altmışlı yıllarda, her tez antitezini doğurur mantığı ile yeni bir akım ortaya çıktı. Bu akım insan yaşamasına yetecek kadar eşyaya sahip olmalı diyordu. Elbette kaynağını uzakdoğudan almıştı bu akım ve ona minimalizm adını vermişlerdi. O zamanlar henüz internet yoktu ve dünya bu kadar küreselleşmemişti. Doğal olarak yeni çıkan bu akımın sesi fazla duyulmadı. Ancak son yıllarda bazı insanlar yaşanan bu alışveriş çılgınlığından ve aşırı hızlı yaşamdan yoruldular ve yeni bir hayat tarzı aramaya başladılar. İşte minimalizm akımı onların imdadına koştu.

Artık sadece ev dekorasyonları değil evler ve hatta hayatlar da minimal yaşam tarzına göre şekilleniyor. Ancak bu bir moda mı yoksa hayat tarzı mı? İşin o kısmı biraz karışık. Elbette minimal dizaynlar göze çok güzel görünüyor. Eşyalardan arındırılmış, renk olarak minimum düzeyde tutulmuş (genelde yalnızca siyah ve beyaz kullanılıyor)  sade ve dekoratif bir dizayn insanların ilgisini hemen çekiyor. Karışıklıktan ve görkemden uzak bu tasarımlar insana huzur veriyor. Fakat gerçekten insanların günümüzde ki ihtiyaçlarını ne kadar karşılayabilirler? Hele ki ülkemiz için ne kadar uygun olabillir? Bizim hayat tarzımızda sadece mutfak için bir dolu  dolap gerekir. Çubuklarla  karnını doyuran  Çinli dostlarımız bizim çatal bıçak takımımız hakkında acaba ne düşünürdü? Peki ya salon? Misafirliğe gelen dostlarımız nerede yemek yiyecekler? Nerede oturacaklar? 

Bana pek gerçekçi gelmeyen bu stili kendi hayatıma nasıl uygulayabilieceğimi düşündüm gün boyu. Aslında çok fazla lüksüm yoktur. Sade basit bir kitaplık olabilir mesela. Basit bir masa belki. Ama gene de baktığım zaman gözümü dolduracak mobilyalar olmalı. Elbiselerim için büyük bir dolap mesela… görüyorsunuz. Kendime uygun bulamadım bir türlü bu tarzı.

Sanırım bu yeni çıkan akımda diğerleri gibi bize uygun olmayacak. Ancak genede bir kaç zaman, evlerimizde iç mimarlarımız uygulayacak bu stili. Hatta belki bizler için tasarlanabilir bile. Bir kaç göz dolduran çizgi eklenerek. Ben ise aksesuar boyutunda kullanacağım sanırım. Masamda minimal çizgilerle dizayn edilmiş bir kupa neden olmasın? 

Hepinize sevgiler saygılar sunuyorum.


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum