Didim’in Suyu, Toprağı ve Yaşamı Risk AltındadırBilindiği üzere ilçemiz Akbük Mahallesi civarında bir “Kalker Ocağı ve Kırma–Eleme Tesisi” yapılmak istenmektedir. Bu projeye ilişkin olarak T.C. Aydın Valiliği İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü tarafından 23.07.2025 tarihinde verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle Derneğimiz tarafından dava açılmış; davanın keşif ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir.
Bilirkişi heyetinin 25.12.2025 tarihinde hazırladığı rapor, kamuoyuna açık ve son derece önemli bilimsel uyarılar içermektedir. Raporda, söz konusu projenin Didim’in suyu, toprağı ve yaşam sistemi açısından ciddi ve geri dönüşü olmayan riskler barındırdığı açıkça ortaya konulmaktadır.
Jeoloji Mühendisliği (jeolojik ve hidrojeolojik) değerlendirmelerine göre; madencilik faaliyetleri nedeniyle mevsimsel akan dereler ve su kaynaklarının etkilenme olasılığı oldukça yüksektir. Yağış sularıyla yıkanma ve süzülme sonucunda yeraltı sularının kirlenme riski bulunduğu, faaliyet sürecinde yeraltı ve yüzey sularının hem kalite hem de miktar açısından olumsuz etkilenmesinin muhtemel olduğu bilimsel olarak ifade edilmektedir.
Oysa ilçemiz zaten ciddi bir su stresi yaşamaktadır. İçme suyu kaynaklarımız büyük ölçüde azalmış durumdadır. Yeni su kaynağı teminine yönelik projeler ise ne Devlet Su İşleri ne de Büyükşehir Belediyesi ASKİ tarafından hayata geçirilebilmiştir. Bu koşullar altında, mevcut yeraltı su kaynaklarımızın zarar görmesi kabul edilemez bir durumdur.
Bilirkişi raporunda ayrıca, dava konusu alanın mevcut taş ocaklarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken bir bölgede yer aldığı açıkça belirtilmiştir. Buna rağmen projenin parçalı biçimde ele alındığı, çevresel etkilerin bütüncül ve kümülatif olarak değerlendirilmemesinin ciddi bir eksiklik olduğu vurgulanmıştır. Oysa çevre hukukunun temel ilkelerinden biri, kümülatif çevresel etkilerin birlikte değerlendirilmesi zorunluluğudur. Bu yönüyle, projeye verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali büyük önem taşımaktadır.
Raporda, madencilik faaliyetinin doğası gereği çevreye zarar vereceği, bu zararın alınacak önlemlerle tamamen ortadan kaldırılamayacağı da açıkça ifade edilmektedir. Proje alanındaki maki örtüsü, orman altı flora-fauna dengesi ve doğal peyzaj üzerinde kalıcı tahribat riski bulunduğuna dikkat çekilmektedir.
Bilirkişi değerlendirmelerinde, madencilik faaliyetinin ekonomik katkı sağlayabileceği kabul edilmekle birlikte, asıl tartışılması gerekenin bu faaliyetin çevreye vereceği zararların kabul edilebilir olup olmadığı özellikle vurgulanmaktadır. Didim; tarımı, turizmi, doğal yaşamı ve sınırlı su varlıklarıyla ayakta duran bir kenttir. Bu değerlerin geri dönüşü olmayan biçimde zarar görmesi, kamu yararı kavramıyla bağdaşmamaktadır.
Sonuç olarak bilirkişi raporu, Didim’in suyunu, toprağını ve yaşam sistemini tehdit eden bu projenin “ÇED Gerekli Değildir” kararıyla geçiştirilemeyeceğini açıkça göstermektedir.
Didim Derneği olarak; kentimizin ekosisteminin, yeraltı ve yüzey sularının, bilimsel uyarılar yok sayılarak riske atılmasına karşıyız.
Bu nedenle çağrımızdır:
Didim’in doğası bir maden sahası değil, bir yaşam alanıdır.
Bu gerçeği tekrar ve ısrarla dile getiriyor; bu yaşamı gelecek kuşaklar için savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.02.01.2026
DİDİM DERNEĞİ YÖNETİM KURULU
Bilirkişi heyetinin 25.12.2025 tarihinde hazırladığı rapor, kamuoyuna açık ve son derece önemli bilimsel uyarılar içermektedir. Raporda, söz konusu projenin Didim’in suyu, toprağı ve yaşam sistemi açısından ciddi ve geri dönüşü olmayan riskler barındırdığı açıkça ortaya konulmaktadır.
Jeoloji Mühendisliği (jeolojik ve hidrojeolojik) değerlendirmelerine göre; madencilik faaliyetleri nedeniyle mevsimsel akan dereler ve su kaynaklarının etkilenme olasılığı oldukça yüksektir. Yağış sularıyla yıkanma ve süzülme sonucunda yeraltı sularının kirlenme riski bulunduğu, faaliyet sürecinde yeraltı ve yüzey sularının hem kalite hem de miktar açısından olumsuz etkilenmesinin muhtemel olduğu bilimsel olarak ifade edilmektedir.
Oysa ilçemiz zaten ciddi bir su stresi yaşamaktadır. İçme suyu kaynaklarımız büyük ölçüde azalmış durumdadır. Yeni su kaynağı teminine yönelik projeler ise ne Devlet Su İşleri ne de Büyükşehir Belediyesi ASKİ tarafından hayata geçirilebilmiştir. Bu koşullar altında, mevcut yeraltı su kaynaklarımızın zarar görmesi kabul edilemez bir durumdur.
Bilirkişi raporunda ayrıca, dava konusu alanın mevcut taş ocaklarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken bir bölgede yer aldığı açıkça belirtilmiştir. Buna rağmen projenin parçalı biçimde ele alındığı, çevresel etkilerin bütüncül ve kümülatif olarak değerlendirilmemesinin ciddi bir eksiklik olduğu vurgulanmıştır. Oysa çevre hukukunun temel ilkelerinden biri, kümülatif çevresel etkilerin birlikte değerlendirilmesi zorunluluğudur. Bu yönüyle, projeye verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali büyük önem taşımaktadır.
Raporda, madencilik faaliyetinin doğası gereği çevreye zarar vereceği, bu zararın alınacak önlemlerle tamamen ortadan kaldırılamayacağı da açıkça ifade edilmektedir. Proje alanındaki maki örtüsü, orman altı flora-fauna dengesi ve doğal peyzaj üzerinde kalıcı tahribat riski bulunduğuna dikkat çekilmektedir.
Bilirkişi değerlendirmelerinde, madencilik faaliyetinin ekonomik katkı sağlayabileceği kabul edilmekle birlikte, asıl tartışılması gerekenin bu faaliyetin çevreye vereceği zararların kabul edilebilir olup olmadığı özellikle vurgulanmaktadır. Didim; tarımı, turizmi, doğal yaşamı ve sınırlı su varlıklarıyla ayakta duran bir kenttir. Bu değerlerin geri dönüşü olmayan biçimde zarar görmesi, kamu yararı kavramıyla bağdaşmamaktadır.
Sonuç olarak bilirkişi raporu, Didim’in suyunu, toprağını ve yaşam sistemini tehdit eden bu projenin “ÇED Gerekli Değildir” kararıyla geçiştirilemeyeceğini açıkça göstermektedir.
Didim Derneği olarak; kentimizin ekosisteminin, yeraltı ve yüzey sularının, bilimsel uyarılar yok sayılarak riske atılmasına karşıyız.
Bu nedenle çağrımızdır:
Didim’in doğası bir maden sahası değil, bir yaşam alanıdır.
Bu gerçeği tekrar ve ısrarla dile getiriyor; bu yaşamı gelecek kuşaklar için savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.02.01.2026
DİDİM DERNEĞİ YÖNETİM KURULU











