TBMM VE ULUSUMUZ BÖYLE BİR DÖNEM GÖRMEDİ...
Reklam
ERDAL DEMİR

ERDAL DEMİR

DEMİR

TBMM VE ULUSUMUZ BÖYLE BİR DÖNEM GÖRMEDİ...

11 Mayıs 2018 - 00:24

TBMM; Kurtuluş Savaşı'ndan ulus olmayı başaran bir nesil ile hayata geçti.

TBMM, millî duygularla donatılmak üzere tek partili dönemi geçirdikten sonra, demokrasinin içini doldurmak amacı ile çok partili döneme geçiş yaptı.

İdeolojik farklılıkları yaratmayı amaç edinen Emperyalistler, ilk adımlarını Adnan Menderes, daha sonra Süleyman Demirel ile Türkiye üzerinde siyaseten atarak, ülkemiz yönetmeyi amaç edindiklerini gösterdiler.

Türkiye siyaset tarihinde Emperyalizme kafa tutan Bülent Ecevit'i de gördü. Milli Görüşçü Necmettin Erbakan'ın en gergin dönemlerini de gördü. Bu nesiller çok tartışıldı çok yerildi. Ama tam on altı yıldır bu ülkeyi yöneten bu nesil gibisinin ne gördü ne de görecek. Neden mi?

-Kendi dönemlerinde kendi içlerindeki ortaklığı, paralel yapı adı altında isimlendirerek çamuru at izi kalsın mantığı ile hala ortaya suçluluğu ve bildiklerini konuşamayan yani delilsiz suç yaratma mantığı(şizofreniler )imajını silemediler.

-Bir genel başkan düşünün, gündemi sıcak ve gergin tutmayı on altı yıl boyunca BAŞARARAK halkını bezgin ve yılgın bırakmanın altında; ailesini ve yandaşlarını Karun seviyesinde zenginleştirme başarısını her türlü sorunları Ülkemize yaşatarak becerdiler.

-Ülke ekonomisini güllük gülistanlık göstererek, sorulmadık, satılmadık, talan edilmedik ve imardan geçirilmedik yer bırakmadan arpalık yaratmayı becerdiler.

-Atatürk düşmanlığını alenen tartışır duruma getirmeyi becerdiler.

-Açılım uydurmacaları ile ayrıştırma ve üst alt kimlikler tartışmasını, Milletin birlik ve beraberlik anlayışına kin ve nefret söylemleri ile yerleştirmeyi becerdiler.

-Turizm; EGE ve kültürel değerlerin çokça olduğu yerlerde geliştirileceğine, tek din tek millet ve ümmet toplum yaratma anlayışı ile batılı duruştan, Ortadoğu ve Asya coğrafyası kültürüne yöneliş anlayışını yaratarak, turizmin Ekonomideki dinamik yapısını köreltmeyi becerdiler.

-Birçok Avrupalı ve başkaca devletlerin Başbakanı, bakanları en ufak yolsuzluk şaibesi karşısında istifa ederlerken, bizimkiler devletin makam arabasında oğlunu önce koltuğunun altında korumaya almayı, sonrada balkon konuşmasına damatları dahil aile boyu çıkmayı becerdiler.

-Dört Bakanı TBMM deki fezlekelerinde, savunma hakkını kullanmaları için metin hazırlama çalışmaları sabahın körüne denk gurup toplantısı misali devam ederek, dersini çalışmış öğrenciler gibi Kürsüde konuşmayı yapmalarını, sağlamayı da becerdiler.

-Dünyada örnekleri az görülebilecek suçları örtülmeyi ve suçtan kahramanlık, mağduriyet yaratarak seçim zaferleri başarmayı da becerdiler.

-Devletin iç güvenliğini sağlamak, asayiş ve huzurdan sorumlu iç işleri Bakanı, RIZA Sarrafın ayaklarının önüne yatmayı, yeşil dolarlar için kabul ederek, aslında devletin onurunu yerle bir etmeyi becerdiler.

-Avrupa birliğinden sorumlu bakanın, dolarları çikolata kutularında Cep’e indirme onursuzluğunu göstererek, bu milletin Avrupa birliğine girecek seviyede olmadığını gösterme becerisinde gösterdiler.

-Kadına şiddet, çocuklara taciz ve şiddet bu dönemde genişleyerek, normal yaşam anlayışında yerini almasını da becerdiler.

-Kavramlar tek tek yok edildi. Kurumlar özerk yapısından uzaklaştırılacak, tek elden yönetme kirliliğine bulaştırıldı. Denetimli demokrasi anlayışının yok olması da becerildi.

 

Sevgili halkım değerli okurlarım benim yazamadıklarımı siz unuttunuz.

TBMM böyle bir nesil görmedi, bir tekrarını da asla görmeyecek.

İşin sonuna geldik. Her ne yolu deneseler denesinler, bu gidiş son bulacak. Bu durumu kendine yakıştırmayan yüce milletimiz, Beka sorunu var mağduriyetinin arkasına sığınan bu zihniyete yeter artık diyecek ve geriye dönüşü olmayan bir aydınlığa çıkmanın yolunu açacaktır.

Kimsenin sıkıntısı olmasın, hiç korkacak bir neden ve önümüzün açık olacağı dönem kalmamıştır. Gidişat bir ulusun yok olmasına, borç altında kalıp inlemesine, yoksulluğun kıskacında ezilmeye kadar gelindiği bu düzen son bulacaktır. Hiç bir oyun ve kumpas bu milleti geleceğini geri getirme konusunda vazgeçiremeyecektir. İnanın ve güvenin ki bizler hiç bir beklenti içinde olmadan, bu yolda elimizi değil başımızı taşın altın koyduk, yüreğimizi ortaya koyduk, başaracağız. Bu inançtan vazgeçmeyeceğiz.

Geleceğimiz ipotek koyanlar, yok olmaya mahkûm edenler, yeni bir gelecekten ve yeni bir Türkiye’den bahsetmeye haklarının olmadığını bu kez milletimiz ve öncüleri bizler göstereceğiz.

Bu inanç ve gayret, gayeden ve başarıya kilitlenme anlayışından geri dönmeyeceğiz.

Avucumuza koydunuz kader diye yoksulluğu.

Zenginleştireceğiniz ve üretim yapan bir Türkiye bırakmadınız.

Ne satılacak bir toprak bıraktınız, nede üretim yapan fabrikalarımızı.

Cumhuriyetin varlıklarını yok ederken, düşmanlığını da ihmal etmediniz.

Şimdi tüm bu yığınla yarattığınız enkazın içinden yeni bir Türkiye yaratma hayallerinizi, Osmanlının küllerinden oluşan Cumhuriyeti düşünerek süslüyorsunuz!

Hayır efendiler, o zaman vatan olma, zulmün beşiği emperyalizmden kurtulmak isteyen bir ruh vardı, millet vardı!

Şimdi içeride ve dışarıda emperyalizme hizmet eden hainler ve nereden geldiği belli olmayan milyonlarca ülkesinden kaçan mülteci var...

Bizim yüreğimizde vatan sevgisi, sizin yüreğinizde Cumhuriyet varlıklarını satma ve emperyalizme teslimiyetçilik sevdası var. İşte eseriniz bu iki uçlu yarattığınız, ayrıştırdığınız millet kaldı elimizde!

Yeni bir Türkiye; Emperyalizme "Defol Yurdumdan", tam bağımsız Türkiye diyecek Millet ruhundan yaratılacak.

Bu yazı 688 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum