Reklam
Haydar Pınarbaşı

Haydar Pınarbaşı

PINARBAŞI
1212

NEDEN HAYIR!

28 Mart 2017 - 22:16

16 Nisan'da yapılacak olan referandumda hayır oyu kullanacağım.Gazetenizde "neden" sorusuna yanıt olarak bunu açıklamaya çalışayım.Aslında daha öncesinde şu andaki anayasa değişmeli midir sorusunu yanıtlamak gerekir. 12 Eylül darbesince oluşturulan bu anti-demokratik anayasa değişmelidir.Hatta tümüyle kaldırılmalıdır.Toplumun bütün kesimlerinin eşit,özgür bir şekilde kendini ifade edebileceği bir anayasa toplumsal uzlaşı ile oluşturulmalıdır. Hani madem değişsin diyorsunuz neden"hayır" diyorsunuz denebilir.Bunu tek tek açıklayacağım ama,şu anda istenen değişikliğin 12 Eylül anayasasından daha da geri olduğunu belirtmem gerekiyor. 12 Eylül 2010'da bir referandum yapıldı biliyorsunuz.Sonuçlarını 15 Temmuz darbe girişimi ile gördük. Ne diyordu çetenin başı;"Ölüleri bile kaldırın,evet desinler." Ben 12 Eylül'de baskı altında yapılan anayasaya da hayır dedim,2010 'da da hayır dedim şimdi de hayır diyorum. Ancak şunu belirtmem gerekiyor ki bu referandum,diğerlerinden farklı.Nedeni de gerçekten rejimi değiştirecek bir durum ortaya çıkaracağıdır. Benim anlatmaya çalıştığım, açılışını yüz yıla yakındır kutladığımız meclisin fiilen kapatılması gibi bir yaklaşımı taşımasıdır. Bunu madde madde açıklarken biraz daha açacağım. 1-18 Maddenin ilki,mahkemelerin "bağımsız" olduğu yanına "tarafsız"ibaresinin eklenmesi.HSK'nın belirlenmesinin getirildiği şu yaklaşımda k "bağımsız" yargıya inanılabilir mi?Yargıyı başkana bağlarsanız "tarafsız" olmasını nasıl sağlayacaksınız.Akıl alacak şey değil.Buna sadece göstermelik bir değişiklik olduğu için "hayır" diyorum. 2-Milletvekili sayısının 550'den 600'e çıkarılması.Temsili demokrasilerde bu sayının hiç bir önemi olmadığını hepimiz biliyoruz.Milletvekillerinin ayrıcalıklarını görüyoruz.Sayısının artması sadece yükümüzün artması anlamına geleceği için "hayır" diyorum.Zaten neye yarayacağı da açıklanamıyor.Ha bu anlamda bir değişiklik yapılacaksa asgari ücret ile birlikte tartışılmalı ve sayısı da azaltılmalıdır bence. 3-Yaş konusu.25'den 18'e indirilen seçilme yaşı.En baştan belirteyim bu tamamen "geçiyordum uğradım" maddesi.Samimi olmayan bir madde.Çünkü çok başka değişiklikleri de isteyen ve üstünkörü sepete atılan bir madde.18 yaşında henüz"zorunlu"eğitimi bile bitiremeyenler var.Askerlik durumu da ayrı bir sorun.Başbakan yapacaklar diyor,Cumhurbaşkanı "zaten kaç kişi olacak,muaf tutarsınız olur,biter diyor.Yani zaten göstermelik olduğu ilan ediliyor.Bu yüzden "hayır" diyorum. 4-Cumhurbaşkanının ve milletvekillerinin seçimini aynı seçime bağlayan seçim sistemi.Yanlışlığının hemen sırıttığı bir seçim.Milletvekilleri için "çoğunluk" gerekmiyor.Cumhurbaşkanı için çoğunluk sağlanamazsa,ayrı bir seçim daha.O zaman niye birleştiriyorsunuz?Seçilmeyi garantilemek için olmasın sakın.Ben hükümeti ayrı parti,Cumhurbaşkanını başka biri istiyorsam niye önüne geçiyorsun ki.Gücü tek elde toplamanın ilk maddesi."Hayır" diyorum. 5-TBMM'nin görev ve yetkileri ki;çok uzun benim önerim okurların şu andaki ve değişiklikle oluşan görev ve yetkiler baksınlar.Buradaki sorun,meclisin aşağı yukarı aynıymış gibi görünen görev ve yetkilerin,Cumhurbaşkanına devredildiğidir. Meclisin görev ve yetkilerinin kullanımı başkana verildiği için"hayır"diyorum. 6-Meclis araştırması,gensoru gibi meclisin hükümeti denetleme mekanizmaları kaldırılıyor.Meclis görevlendirdiği hükümeti nasıl denetleyecek?Bu madde ile asıl istenen ve zaten açık açık dillendirilen,denetlemenin istenmemesidir.Bakanlar başkan tarafından seçilecek.Hiçbir şekilde denetim olmayacak.Madem denetlenmeyecek sadece hükümet,hatta sadece "başkan" seçilsin olsun bitsin."Milletin iradesi" seçimlerle bitecek.Demokrasilerde böyle bir şey sözkonusu olabilir mi?Bu nedenle "hayır" diyorum. 7-Cumhurbaşkanının partisiyle olan bağı."Ben 80 milyonun cumhurbaşkanıyım" diyecek mi seçilen kişi? Nasıl diyecek?Neden diyecek?Şu anda böyle bir bağ olmadığı halde,bu durumu görmüyor muyuz?Bir de bu bağ "yasal" olduğunda düşünün.Asla kabul edilemez."Hayır" diyorum. 8-İşte zurnanın malum sesi.Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri."Devletin başı" olarak verilen görev ve yetkilere,eskilerine ve yenilere bir bakın farkı nasıl,görün.Özellikle tartışılan, gizlenmiş "fesih" durumu,OHAL ilanı ve KHK.Fesih durumunda kendini de feshediyor saçmalığı ile açıklanmaya çalışılıyor.Kendisiyle birlikte partisi çoğunluğu alamazsa ne olacak?Kendisi ayrılacaksa "istifa" diye bir -artık ülkemize yabancı olan- kurum var.Aslında bu durumu 7 Haziran seçimleri ile biraz yaşadık.Seçim sonuçlarında "milletin iradesi" koalisyon dedi.Henüz yüksek yetkilerle donatılmadığı halde Cumhurbaşkanı bu iradeye uygun davrandı mı?"Yeniden seçim" dedi .Ülke yeniden seçime götürülüdü.Bir de başkanlık yetkisi olunca neler olacaktır.Ülke bir kişinin Kanun Hükmünde Kararnameleri ile yönetilecekse meclis niye var ki.KHK yetkisinin neler olabileceğini düşünebiliyor musunuz?Madem KHK'larla yönetileceğiz,bunca yasaya,anayasaya ne gerek var?Burada sorun başkanın kim olması değil,kim olursa olsun böyle yetkilerle donatılmasıdır.Demokrasilerde asla kabul edilebilir bir durum değildir.Ülke KHK'larla değil kanunlarla yönetilmeli.Bu kanunlarda meclis tarafından yapılmalıdır.İşte rejim değişikliğine neden olabilecek en önemli madde buradadır.Tehlikelidir."Hayır" diyorum. 9-Göstermelik,cumhurbaşkanını yargılama maddesi.Kısadan söyleyeyim 400 milletvekilinin kabulu.Böyle bir seçim sisteminde muhalefetin 400'den fazla milletvekilinin olmayacağını bebekler bile bilir.Kısaca cumhurbaşkanının yargılanamayacağı maddesi."Hayır" diyorum. 10-Cumhurbaşkanı yardımcılığı maddesi.Üzerine söz söylemek istemiyorum.Henüz kaç tane olacak,hangi kriterler belirleyici olacak hiç belli değil.Başkan tek yetkili.Halkımız görüyor,biliyor."Hayır" diyoruz. 11-Meclis seçiminin meclisin 5/3 çoğunluğu ile yenilenmesi.Hiç gerek yok.Başkan tek başına yapar bunu.Uzatmaya gerek var mı?Yine seçim sistemi ile mümkün olmayan bir madde.Göstermelik."Hayır" diyorum. 12-Cumhurbaşkanının OHAL yetkisi.Bu madde meclis tarafından tartışılarak ortaya konması gereken bir durumdur.Bir kişinin kendince vereceği bir karar değildir. OHAL yetkisi meclisin yetkisidir.Asla devredilmemelidir.Üstelki KHK ile yönetme ,OHAL ve sıkıyönetimin sürekli hale gelmesi anlamını taşımaktadır.Çünkükanun yerine kullanılan kararname olağanüstü durumlar içindir.Başkana verilen bu yetki OHAL'in her an ilan edilebileceği durumunu taşır. Ben OHAL'de yaşamak istemiyorum.Bu nedenle "Hayır" diyorum. 13-Yine göstermelik bir madde.Yargının tümüyle değerlendirilmediği sürece sadece askeri mahkemelerin kaldırılması sadece göstermeliktir. 14-Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısal değişikliği maddesi.Adı değişiyor.Aman değişsin çok sorun değil.Mesele nasıl seçildiğinde.Yaklaşık olarak tümünün başkan tarafından belirleneceği bir kurulun "bağımsız" olması mümkün müdür? Hakim ve savcıların cübbelerine düğme takan bir madde.Yargının tamamen başkana bağlanmasıdır ki,kabul edilemez.O yüzden "hayır" diyorum. 15-Bütçe yapımını başkana devreden madde.Niye diyeceksiniz?Böyle bir seçimle çoğunluğun başkanın partisinde olması nedeniyle başkan tarafından gönderilen bütçenin mecliste 5 dakikada kabul edilmesi maddesi.Tek elden bütçe yapılması anlamına geleceğinden,"hayır" diyorum. 16,17 ve 18 maddeler.Bu madde ile anayasadaki bazı hükümler yeni anayasaya uyum açısından değişiklikler içeriyor.Seçimlerin 3 Kasım 2019'da olacağı hükme bağlanıyor.Ayrıca bu seçimler sonrasında göreve başlamaları hükme bağlıyor. Aslında görüldüğü gibi bu anayasa değişikliğinde ülkemizdeki sorunların hiç biriyle ilgilisi yok. "Hızlı karar almak" deniyor.Neden ihtiyaç duyuyoruz buna.Bizim beş yıllık,on yıllık ve ülkemizin geleceği ile programlarımız yok mu?Hızlı ve tek ağızdan alınan kararların iyi olacağı neden düşünülür ki.Hızlı aldığınız karar yanlışsa ne olacak.Ülkenin yönetim yap boz tahtası mı? Meclisin yapılan yasaları,alınan kararları tartışması neden ayak bağı olarak görülür? Neden öyle yangından mal kaçırır gibi acele ediliyor?Devlet bir kişinin ömrüyle sınırlıymış gibi davranıyoruz nedense.Üstelik öyle zırt pırt hızlı kararlar yerine sonuç alıcı,devletin kurumsallaştığı,yasaların belirleyici olduğu bir hukuk belirlemeli yaşamımızı. Tek kişinin bilgisine,tecrübesine,hukukuna,vicdanına,adaletine,duygularına neden bu kadar güveneceğiz ki?Herkes bir insandır sonuçta. Demokrasiye "çok başlılık" denmesini ve bunu siyaset yapan bireylerin dillendirmesini ise hiç anlamıyorum.Başbakan "çift başlılıktan" şikayet ediyor.Çekiliniz oradan o zaman.Sesin biri sizsiniz.Ve bu millet sesiniz olsun diye seçmiş sizi. Neden bundan şikayet ediyorsunuz.Ama milletin seçtiğini düşünmüyorsanız o ayrı. Şunu iyice aklımız sokmadığımız sürece demokrasiyi kavrayamayacağız demektir. Bu toplumda çok baş var.Ülkemizde 80 milyon baş var ve hepsi de değerli.Hepsinin düşüncesi var.Önerileri var.Tercihleri var.Neden "tek başlı" olalım diye tutturuyorsunuz. "Bir gemiye iki kaptan olmazmış." Bir kere her şeyi gemi olarak görmekten vazgeçelim.Bu ülke bir gemi değil.Birbirinden farklı tercihleri,tespitleri,düşünceleri olan 80 milyon insanın yurdu.Yurttaş olarak da emeği,sözü,düşüncesi olan insanlar. Evet,anayasayı değiştirelim.Ama bunu alelacele,nasıl ve hangi ihtiyacı karşılayacağı belli olmayacak şekilde değil. Değiştirelim evet.Kadını-erkeği,genci-yaşlısı,zengini-yoksulu,işçisi-,patronu,dindarı-dinsizi,amiri-memuru,siyasi partileriyle,sendikalarıyla,meslek örgütleri ve odalarıyla,bilim insanları ve sanatçılarıyla,eğitimcileri ve hukukçularıyla,kısacası toplumun bütün kesimleriyle gerçekten hepimizin içinde ifade bulabileceği bir anayasa ve ona uygun yasalar yapalım. Bu günkü haliyle durum, devlet ile halk arasında yapılan bir oylamaya dönüşmüştür bilesiniz.

Haydar PINARBAŞI

Didim Birleşik Haziran Hareketi Sözcüsü

YORUMLAR

  • 0 Yorum