Neden özgüvenin eksik?
DRY DMR

DRY DMR

Neden özgüvenin eksik?

28 Aralık 2017 - 18:36

Özgüveni artırma konusu geldiğinde uzmanlar genelde ‘egzersiz yapın, etkili bir şekilde konuşmayı öğrenin, şık giyinin, başarılarınızı ve aldığınız tebrikleri hatırlayın’gibi tavsiyeler verir. Fakat genel kabul gören ideal ve yakışıklı erkek imajına hiç uymamasına rağmen, kadınlar arasında çok popüler olan erkekler mevcuttur.

Ünlü oyuncu, sanatçı, sporcu ve iş adamları arasından saygın üniversitelerden mezun olamamış, yolun başında tebrik ya da başarılar yerine acımasız eleştiriler duymuş ama şimdi son derece başarılı olmuş pek çok örnek bulunabilir. Yine çok güzel bir kadının ‘Bu elbiseyi giysem fazlalıklarımı gösterir’ diye hep çekinirken, ondan daha az güzelliğe sahip bir kadının istediği zaman istediğini giyip kendisiyle barışık, adeta bir prenses gibi ortalıkta dolaştığına şahit olmuşsunuzdur.

Çünkü bu tür insanların özgüveni yüksektir. Bu tipte insanlar adeta alnında; ‘Ben kendimi çok seviyor ve saygı duyuyorum, senin de bana aynı şekilde davranmanı isterim’ yazan bir tabelayla dolaştığı hissine kapılırsınız. Özgüveni eksik olan birisi, çok ideal bir güzellik ya da yakışıklılığa sahip olsa da karşı tarafa tam tersi olarak ‘Kendimi sevmiyor ve değer vermiyorum, siz de bana aynı şekilde davranabilirsiniz’ mesajını gönderir.

ÇİZMEK, BİLİNÇALTINI YANSITIR

Özgüven ve özdeğer hissi sadece dış koşullara bağlı olsaydı bu tıpkı denizde dalgaların gelgitine benzerdi. İltifat aldım mı, kendimi severim. Yaptığım iş için teşekkür duymadım mı öz değerim hemen düşer. Hâlbuki sağlam bir özgüveni olan kişi tam tersini yapar. Özgüven, insan ruhunun derinlerinden doğan, fakat etrafınızdaki herkesin çok net hissedebildiği bir güçtür. Bu güç insanın hayır cevabını duyduğunda, yaşlandığına, beğenilmediğinde bile ‘Sevgi, başarı, parayı hak ediyor muyum’ diye hiç şüpheye düşmeden amacına doğru gitmesini sağlar. Çünkü özgüven başkalarının standartlarına göre değil, kişiye özel, derin ve temel değerlere göre şekillenir ve bu değerleri biz kendimiz daha çocukluğumuzda oluştururuz.

Sizin de özdeğer hissinizin hangi ölçüt ve özelliklere dayandığının sanat terapisi yoluyla anlamanızı öneriyorum.

Kalem ve boş kâğıt hazırlayın. İlk çocuk hatıralarınızı canlandırmaya çalışın. Kreş, ana ve ortaokul yıllarınızı hatırlayın. Şimdi çocukluğunuzda hayran kaldığınız, benzemek istediğiniz 5-7 insanı (Gerçekten tanıdığınız birileri, filmde gördüğünüz bir oyuncu, kitap karakteri, tamamen uydurduğunuz birisi olabilir) çizin. Çizmek bilinçaltında saklanan tüm bilgiyi aktif hale getirir. Sadece isim yazarsanız etkili olmaz.

Çizdikten sonra her insanın yanına hangi özelliğinden dolayı ona hayran kaldığınızı, gözünüzde o kadar değerli neden olduğunu yazın.

Bu aşamada yazdığınız değerli özellikleri dört gruba ayırtın.

1.Bu değerlerin benim için ne kadar önemli olduklarının farkındayım ve bunlara ulaşmak için sürekli çalışıyorum.

2.Bu değerlerin farkındayım fakat bunları kendimde geliştirmek için hiçbir şey yapmıyorum.

3.Benim için taşıdığı önemin farkında değilim ve hiç bir şey yapmıyorum.

4.Farkında değilim fakat bilinçsiz bir şekilde bunlara ulaşmaya çalışıyorum.

BASİT ÜÇ EYLEM

Her değeri 0-10 arası puanlayarak şu anda sizde ne kadar geliştiğini değerlendirin. 0 – bende hiç yok, 10 son derecede gelişti demektir. Eksik kalan özellikleri geliştirmek için bu hafta içerisinde kendinizi zorlamadan, fazla çaba ve zaman gerektirmeyen basit üç eylem yapın.

Özgüveni inanılmaz bir şekilde artıran başka bir özellik de başladığı işleri bitirme yeteneğidir. Dünyayı mı değiştirmeye niyetlendiniz yoksa arkadaşınıza bir kitap getirmeyi, bir e-posta yazmayı mı istediniz fark etmez. Yapmaya karar verdiğiniz işleri yarıda bırakarak, erteleyerek, vazgeçerek kendi özgüveninizi yaralar ve kaybedersiniz. Size “Yapacağım, geleceğim” deyip sözünü yerine iki, üç kez üst üste getirmeyen bir insana dördüncü defa inanır mısınız? Beyniniz de aynı şekilde ‘kendine çok güvenme çünkü yapamıyorsun, başaramıyorsun’ diye kendini programlar.

Ben size güveniyorum! Ya siz kendinize? 

 

Bu yazı 1559 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum