iLKNUR ETLEÇ

iLKNUR ETLEÇ

MALESEF

04 Mart 2018 - 22:50

Yetiştirme yurdunda kalan çocukları yazacaktım ama bu hafta Afrin’deki şehit düşen askerlerimizin çocuklarını yazmak istedim. Haberlerde içimiz yanarak izliyoruz ve ciğerimiz parçalanıyor elimizden birşey gelmiyor rabbim geride kalanlara sabır versin diyorum.
Bir çocuk düşünün daha aklı ermiyor etrafını keşfetme derdinde daha kelimeler bile yarım yamalak çevresine garip garip bakınıyor anne ev hanımı baba asker arada izine gelip gördüğü yarım çocuk baba hasretiyle boynuna sarılıyor onu koklayıp öpüyor kucağından inmek istemiyor hatta gece babasının koynunda uyumak istiyor. Baba birkaç gün kalıp yola çıkmak için hazırlanıyor anne durumun farkında içi buruk ağzında yarım yamalak sevgi cümleleri sadece bir cümle ‘’Allaha emanet ol’’çocuk babasını kucağında kapı önüne kadar gidebiliyor sonra ayakları üstüne basıyor.’’ Babacım nereye gidiyorsun’’ diye yarım bir soru baba cevabı:’’Vatan görevi yavrum gitmek zorundayım’’çocuk ağlayarak babasının arkasından el sallıyor bir yandan da annesinin elini sıkıca tutuyor.
Çocuk günlerden bir gün evinde oyuncaklarıyla oynayıp sağa sola koşarken kapı çalıyor anne kapıyı açıyor karşısında bir bayan bir bay subay birde sağlık görevlisi anne şaşkın şaşkın olanlara bir anlam yüklemeye çalışırken birden kalbini yerinden çıkartan o kelime BAŞINIZ SAĞOLSUN o an  dünyası başına yıkılan kadın ayaklarının dibinde meraklı gözlerle ona bakan bir çift küçük göz anne diyor…eline verilen türk bayrağını öpecek dermanı bile kalmayan kadının yardımına koşan sağlık görevlileri onu sakinleştirmeye çalışırken çocuk kormaya ve ağlamaya başlıyor. Çünkü annesi baygın bir halde yerlerde ev birden bire kalabalık olmaya başlıyor çocuk o kucaktan öbür kucağa geçiyor o annesinden ayrılmak istemiyor.
Babanne ,dede,amcalar,teyzeler, komşular,akrabalar ev curcuna herkes ağlıyor kimse ne olduğunu söyleyemiyor çocuk anlamsızca etrafına bakınıyor soruyor kendince ama cevap veren yok ertesi gün oluyor evin önünde arabalar doluyor. Daha da önemlisi bir ambulans ve bir büyük araba arkasında bir tabut ama çocuk ne bilsin tabutu sonra o tabut eller üzerinde evin önüne indiriliyor herkes çığlık çığlığa haykırıyor. Herkes yabancı çocuk babasının resmini birinin elinde görüyor ve baba diye bağırıyor ama ses yok nerde babası ?? anne cevap veriyor’’ BABA UYUYOR YAVRUM’’ çocuk babasını hiç böyle görmedi ki neden uyuyor neden hiç kıpırdamıyor?derken babası yine omuzlar üstünde taşınıyor. Mezar başına geliniyor ve baba omuzlardan indiriliyor tabut açılıyor içinden beyazlar içinde bir şey çıkıyor ve toprağın altına konuyor çocuk babasının resmini görünce babam diye koşuyor resime sarılıyor onu öpüyor ve bakıyor.
İşte o küçük yavru o gün büyümeye başlıyor çünkü artık babası yoktur yani yetim kalmıştır.
Artık annesinin küçük evladı değil bedeni küçük ama yüreği büyük bir çocuktur.ara sıra mezarlığa gidip babasına çiçek götüren ve onunla sanki o duyuyormuşçasına sohbet eden ve dayanamayıp veda ederken ağlayan biçare çocuk.hep babasının son görüntüsü kalmıştır aklında çünkü daha büyümeden bırakmıştır onu anılar bırakmamıştı ki anlatabileceği biz babamla derken başlayan hikayesi yoktur. O ve onun gibi on binlerce çocuk var duyduğumuz yada duymadığımız. Ülkemizde yada dünyada savaşların olmadığı anaların,babaların çocukların ölmediği ve ağlamadığı zamanlara ihtiyacımız var. Savaşları zenginler yapar ama masumlar ölür.çocukluk ölür,hayeller ölür,gelecek ölür.

Bu yazı 937 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum