Pınar Batman

Pınar Batman

HYPATIA

02 Mayıs 2020 - 22:25

 Genco Erkal geçen hafta ; kendi youtube kanalından , “Yalınayak Sokrates”adlı tiyatro oyununu erişime açtı ve oyunu izledikten sonra bir kere daha aklıma Hypatia düştü ister istemez...

     

    Çünkü nasıl ki Sokrates,gerçeği, felsefi düşünce yolu  ile sorgulayarak aradıysa Hypatia da bilim ve akıl yoluyla gerçeğin peşinde koşmuştu; ve o da özgür düşünce yolunda şehit olmuştu.Üstelik ilk bilim şehidiydi. Üstelik bir kadındı ve efsanevi İskenderiye Okulu’nun en sevilen öğretmeniydi.

 

     Bağnazlığa karşı ,aklı ve cesareti ile hep dik duran,günümüze ulaşan tarihi kaynaklara göre;ilk kadın matemetikçi, filozof ve astronom olan Hypatia,Kepler’den bin yıl önce, gezegensel hareket yasalarını anlamış ve anlatmıştı.

   

    Hypatia ve yaşadığı döneme biraz daha yakın bakarsak, bağnazlıkla olan mücadelesini ve bugünkü insanlığa kazandırdıklarını daha iyi anlayabiliriz.

 

    İskenderiyeli bilgin Theon’nun kızı Hypatia ilk eğitimini babasından aldıktan sonra, Atinaya giderek eğitimini tamamlamış, tekrar İskendireye’ye dönerek, matematik ve astronomi başta olmak üzere dersler vermeye başlamıştı. Derslerine Afrikadan, Asyadan dünyanın birçok yerinden insan akın akın gelirdi. Hypatia ayrıca kütüphaneden sorumluydu,ve bir çok bilimsel eseri kopyalayarak,çoğaltılmasını sağlıyordu.

    

   Hypatia, Roma’nın çöküşüne denk gelen bir dönemde yaşamıştı. Eğitim seviyesinin düşük,bilgiye ulaşmanın çok zor olduğu bu dönemde, cesaretle, bilimsel bilginin ve özgür düşüncenin savunucusu olmuştu.

     

     Sonrasında ölümüne de  neden olacak kilise fanatikleri, İskenderiye Kütüphanesini yakarken, o canı pahasına birçok bilimsel yazı ve belgeyi kurtarmıştı. Bu nedenle Öklid başta olmak üzere, birçok antik çağ bilim insanlarının eserlerinin günümüze ulaştıysa bunu Hypatia’ya borçlu olduğumuzu söyleyebiliriz. 

 

     Hypatia , sadece bilgisiyle değil,zarafeti ve güzelliği de dillerden düşmezdi.  Leconte yıllar sonra, Hypatia için yazdığı şiirde , onu ”Platonun ruhu,Afroditin bedeni”diyerek betimleyecekti. Oysa  Hypatia”Ben gerçekle evliyim”diyerek kendisine gelen tüm evlilik isteklerini geri çevirecekti. 

 

      “Bizi birleştiren şeyler , ayıran şeylerden daha fazla, hepimiz kardeşiz”demişti. Hypatia, bağnazlara karşı bilim ateşini yanık tutmaya çalışırken. Ne varki;Sokrates’ın hızlı ve görece daha acısız ölümüne zıt olarak, saçlarından sürüklenerek, taşlanarak ve yakılarak öldürüldü. Hypatia’ nın başına gelenlerden sonra,dünya da 1500 yıl kadar sürecek bir karanlığa gömüldü.

 

      Voltaire, belki de bu yüzden  Hypatia için “Bağnazlığın masum bir kurbanı, sorgulama özgürlüğünün de ortadan kalkışının bir sembolüdür”diyecekti.

 

      İnsan ister istemez düşünüyor, acaba onca bilim insanı yetiştiren İskenderiye Okulu kapanmasaydı, acaba Hypatia öldürülmeseydi, İskenderiye yangınında onlarca bilimsel bilgi yüklü eser kaybolmasaydı ve 1500 yıllık karanlık başlamasaydı, uygarlığımız şu an çok daha ileride olabilir miydi?

 

    Hypatia, fanatizmin ne ilk ne de son kurbanı. İskenderiye Okulunun yakılışı ve sonrasında kapatılışı da özgür düşüncenin bağnazlıkla engellenmeye çalışılmasında ne ilk ne de son girişim.

 

    Tarih Sokrates ve Hypatialarla dolu.. Ve biz onları asırlar sonra saygıyla anabiliyorsak ve başlarına gelenleri kınayabiliyorsak; dönem dönem karanlık hakim olsa da bilimin, aydınlanmanın, özgür düşüncenin eninde sonunda galip geleceği inancına da umutla bağlanmalıyız.


 

Bu yazı 238 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum