YAZARKEN BİLE KENDİ YAZIMA SANSÜR UYGULUYORUM
iLKNUR ETLEÇ

iLKNUR ETLEÇ

YAZARKEN BİLE KENDİ YAZIMA SANSÜR UYGULUYORUM

23 Temmuz 2020 - 03:05


İSTERSENİZ OKUMAYIN !!!
24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürlüğünün en temel hak olduğu görüşü, modern dünyada tartışmasız kabul görüyor. Kamu adına gerçekleri araştırma, doğru ve gerçek haberlerle kamuoyunu aydınlatma görevi gören basın, demokratik hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından biri. Haber alma ve yayma özgürlüğünün en etkili aracı olan basın, demokrasinin yaşamasını ve gelişmesini sağlayan kurumların başında geliyor.

Buraya kadar herşey normal, klasik basın anlatımı peki gerçekte nasıl ?

Birde madalyonun öbür yüzüne bakalım. Halkın gözünde basın tarafsız ve özgürce yazabilen, kalemini doğru kullanabilen kişidir.
Merak ettiğim konu ise tarafsız gazeteci var mı ?
Yaklaşık 5 senedir bu işi yapmaya çalışıyorum ama göremiyorum, bir kere tarafsızlığı da yanlış anlıyoruz yada anlatıyoruz.
Tabiki de halkın olduğu gibi gazetecininde bir tarafı var olacakta, olmalıda ayrıca sadece bunu nasıl yansıttığı önemli bence. Duayen gazetecilerimiz var, büyüklerimiz var onlara bakın tarafsız mıydılar ?
Hayır tabikide savundukları taraflar vardı ve hepside bunun için bedeller ödedi. Geçmişten günümüze kadar basının tüm derdi sansür uygulaması oldu.
Basında sansürün kaldırılmasını kutlarken bile sansüre uğrandı doğru mu?
Eğer ki bu işi yapıyorsan bedel ödeyeceksin bu kaçınılmaz. Ama sonunda dik durmakta gazetecinin ödevi. Sırf bir yerlerde gövde gösterisi yapayım, yemekler yiyeyim, bedavadan besleneyim yada tehtid edip para karşılığı haber yapayımda yolumu bulayım dersen, gün gelir bir yerlerde tökezlersin ve unutulursun.
Yerelde gazeteci olmakta zor iş, reklam alamazsan gazeteni çıkarmak artık zorlaşır, reklam desteğine ihtiyacı vardır gazetenin. Gazetecinin kendini nasıl gösterdiği de burada çıkar ortaya, her alanda olmak zorundasın, her haberde olmak zorundasın, mail listene zaten haberler geliyor ama bizzat orada olup kadrajına aldığın resim senin olmalı, yoksa sosyal medyada zaten boy boy resimler var, oradan alıp koymasınıda biliriz.
Gazeteci bilgi ve sırlarla doludur, herkesi tanır ama kimsenin görmediği tarafını tanır, herkesi dinler ama sırlarını dinler, eleştirir, muhalefet yapar ama bu seferde dışlanır. Karşı tarafın kalemşörü olur. Peki karşı taraf neresi ?
Kişileri övücü haberler yapar. Bu seferde yalaka olur.
Peki ne yapsın gazeteci ?
Eleştirmesin mi?
Karşı koymasın mı?
Sürekli övsün mü?
Yada sövsün mü?

İşinize geldimi çağırıp '' şunu haber yapalım '' demeyi biliyorsunuz yada benim reklamımı iyi yap, sürekli göz önünde olayım demeyi biliyorsunuz ama parasını ödemiyorsunuz, bir de gazeteciyi sabah akşam kapınıza getirtiyor dilenci muamlesi yapıyorsunuz. Doğrumu bu sizce?
Bir takım vaadlerle ve pazarlıklarla kişilerin reklamlarını yapıp onları öne çıkarıyorsunuz , sonra vaadler yerine gelmeyince yerden yere vuruyorsunuz, buda bir ikilem değil mi , soruyorum bu doğrumu ? Günümüzde artık okuma kalmadı, sosyal medya daha da izlenir hale geldi, herkes herşeyi oradan paylaşıp yayınlıyor, hatta canlı yayınlar, hikayeler , paylaşımlar hit olmuş durumda, peki gazetesini çıkartmak için evinden, ailesinden, düzeninden vazgeçen gazeteci kardeşim ne yapsın ? Nasıl geçinecek ?
Basın ilan kurumuna bağlı olan gazeteler gazetelerini düzenli çıkarmak zorunda , aksama olduğunda kurum yayını kesiyor, ama bu seferde özel gün mesajlarından oluyor gazeteler çünkü bu kurum aracılığı ile mesajları alıyoruz ve oradan maddi destek geliyor.
Anlatmak istediğim kısacası bizim işimiz zor ve sizlerin desteklerine ihtiyacımız var. Bizler bu zorluklarla uğraşırken bizleri görmezden gelen ve çökertmeye çalışanlara sesleniyorum.
Sadece abone olarak gazeteyi satın aldığını sananlara gelsin sözüm.
Tarafı ne olursa olsun saygı duyacağınıza sağda solda dedikodu yapıp ötekileştirmeye çalışanlara yazıyorum.
Hiç birşey olmamış gibi birde bu basın ile ilgili günlerde '' KALEMİNİ SATMAYAN DOĞRU VE TARAFSIZ BASININ GÜNÜNÜ KUTLUYORUM '' diyenler, ama öte yandan reklam verenleri arayıp bunlara destek olamayın diyenlere yazıyorum.
Üç kuruş menfaat uğruna kendi meslektaşlarına çelme takmaya çalışanlara yazıyorum.
Kısacası ANLAYANA yazıyorum.
NE YAPARSANIZ YAPIN, NE YAZARSANIZ YAZIN, BİZLER YİNE DİMDİK AYAKTA KALACAĞIZ ONURUMUZ VE GAZETEMİZ İLE.

 

Bu yazı 1744 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum