Asgari Ücret ‘Fedakarlık’ Ücreti Değil, İnsanca Yaşamın...
TURGAY ELÇİ

TURGAY ELÇİ

Asgari Ücret ‘Fedakarlık’ Ücreti Değil, İnsanca Yaşamın Ücreti Olmalıdır!

30 Aralık 2017 - 11:19

İşverenler, açlık sınırının 1.600, yoksulluk sınırının 5.150 TL’ye dayandığı koşullarda asgari ücrette %7 civarında bir artış öneriyor. Hükümet ise işverenlerden değil,  bugün net aylık 1.404 TL ile yaşam mücadelesi veren yedi milyona yakın asgari ücretliden ‘fedakarlık’ bekliyor.

Asgari ücret sadece bu ücret karşılığında çalışmakta olan yaklaşık yedi milyon işçinin değil, tüm işçilerin, emekçilerin sorunudur.

Çünkü asgari ücret sadece işçinin en az ücreti değildir.  Tüm çalışanların aldığı asgari geçim indiriminden,(AGİ) işsizlik ödeneğine, emekli aylıklarından genel sağlık sigortasından yararlanmak için uygulanan yoksulluk testine, engelli ve yaşlılık aylığına kadar pek çok unsuru doğrudan etkileyen bir ücrettir.

En önemlisi işsizliğin, yoksulluğun gittikçe arttığı,  işsizlerin işe başlarken en düşük ücret seviyelerine razı hale getirildiği, sosyal güvenliğin kapsamının daraltıldığı Türkiye’de asgari ücretin genel ücret seviyesi üzerindeki etkisi hiç olmadığı kadar artmıştır.  

Dolayısıyla Türkiye’de asgari ücret, sadece asgari ücretlileri değil,  emeği ile geçim mücadelesi veren herkesi yakından ilgilendirmektedir.

Bu yönü ile asgari ücret bir ülkede emeğe, emekçilere verilen değerin göstergesi, ülkedeki refah düzeyinin, gelir dağılımının,  devletin yurttaşları için reva gördüğü yaşam seviyesinin en önemli ölçütüdür.

Buna rağmen ne yazık ki Türkiye’de hükümetler milyonları yakından ilgilendiren yıllardır asgari ücrette sefalet aratışları yaparak genel ücret seviyesini de baskı altına almıştır. Hiçbir dönem tutmayan ileriye dönük enflasyon hesapları ile ücretlerdeki artış hep sefalet oranlarında tutulmuş, çay-simit hesapları ile milyonlarca çalışanla adeta dalga geçilmiştir. Artmaya devam eden enflasyon dolayısıyla alım gücü dikkate alınmadan “Bizde asgari ücret Avrupa Ülkelerinden daha yüksek” nutukları atılmıştır.

Türkiye’de Asgari ücret sadece seçim dönemlerinde beklenenden bir kaç puan yüksek açıklansa da hep insanca yaşam ücretinin çok uzağında kalmıştır

İşveren-hükümet blokunun işçiler karşısında 10’a 5 üstün olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu asgari ücreti işverenlerin azami karını gözeterek belirlemiştir.   Hükümetler bugün olduğu gibi vergi afları, teşvikler getirdikleri işverenlerden yana tutum alırken işçilerden ‘fedakarlık’ beklemiştir.

Asgari ücret saptamasında evrensel kabul görmüş, uluslararası sözleşmelerde yer alan ilke ve yöntemler görmezden gelinmiş,  her seferinde  “piyasa gerçekleri ve ekonomik durum”  yalanının ardına saklanılmıştır.

Oysa asgari ücretin kendisi piyasaya sosyal bir müdahaledir. Asgari ücrette öncelik piyasa değil işçi ve ailesidir. Nitekim uluslararası sözleşme ve belgeler de asgari ücretin bu boyutuna özellikle vurgu yapmaktadır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa Sosyal Şartı, Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri gibi söz konusu uluslararası sözleşme ve belgelerde ücretin sosyal yanına dikkat çekilerek işçinin ve ailesinin saygın bir yaşam düzeyi sağlamalarına yetecek ücrete vurgu yapılmaktadır.

Türkiye asgari ücret kapsamındaki işgücünün ve etkilediği nüfusun en fazla olduğu ülkelerin başında gelmesine, kayıtlı her iki işçiden biri asgari ücretle çalıştırılmasına rağmen hesaplamalarda işçinin ailesi göremeden gelinmektedir. Asgari ücret belirlenirken sadece işçinin kendisi dikkate alınmaktadır.

Tüm bunlara rağmen büyük bir bölümü sendikasız, toplu sözleşme hakkı olmadan günlük 10-12 saatlik sürelerle çalıştırılan, her üçünden biri sosyal güvenceden yoksun bırakılan, üstelik büyümeden de pay verilmeyen milyonlardan ‘fedakarlık’ beklenmesi kabul edilemez.

Açlık sınırının 1.600, yoksulluk sınırının 5.150 TL’ye dayandığı koşullarda devlet tarafından karşılanan Asgari Geçim İndirimi dahil aylık net 1.404 TL ücret verilen asgari ücretli zaten fedakarlığın azamisini yapmaktadır. 

Adil bir asgari ücret için;

Asgari ücretin kapalı kapılar ardında, siyasal iktidar-işveren işbirliğine sahne olan Asgari Ücret Tespit Komisyonu ile belirlenmesinden vazgeçilmelidir.

Sadece işçiler için değil, ülkemizde emeği ile geçinen tüm ücretliler için yaşamsal öneme sahip olan asgari ücrette uluslar arası standartlara uyum sağlanması için öncelikle sadece işçi değil, işçinin ailesi ile birlikte tüm zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir ücret temel alınmalıdır.

Yıllardır milli gelirden pay verilmeyen asgari ücretlilerin yaşadığı kayıplar karşılanmalıdır.

Asgari ücret tamamen vergi dışı bırakılarak, yoksulluğun değil, insanca yaşamın ücreti seviyesine çekilmelidir.

 

 

Eğitim Sen Didim Temsilciliği

Yürütme Kurulu Adına

Turgay ELÇİ

Bu yazı 937 defa okunmuştur .