Seyfettin Ayakyay

Seyfettin Ayakyay

seyfettinayakyay@hotmail.com

ÇİNDE GAZETECİ OLMAK!

11 Nisan 2021 - 20:48

 

Sevgili okuyucularım;

     65 yılı aşmasına rağmen Çin’in Kuzeyinde Sincan bölgesinde yaşananlar yürekleri yakmasına rağmen bazı kesimlerce “Dil ucu” söylemlerle seslendirilmektedir. 

     “Dil ucu” söylemlere bile tahammül gösteremeyen Çin yetkilileri “Dilinizi keseriz dercesine tehditler savurmaya başladı.”

     4 Nisan 2021’de ÇİN SİNCAN Yüksek Mahkemesi Başkan Yardımcısı Van Langtao iki gazeteci Settar Savut ve Sincan Bölgesi eski Mahkeme başkanı Şirzat Bavud’a ikişer yıl ceza verildiğini açıkladı. Bu tür cezalar Çin’de ağırlaştırılmış Müebbet hapis cezası gibidir. 

   Settar Savut’un Ceza hükmünün gerekçesi “etnik hareketlenme dini inanç ayrıcalığı yaratma ve Uygur ana dilinde eğitim istemesi olmuştur.

       Sincan Bölgesinin geçmiş Mahkeme Başkanı ve aynı zamanda gazeteci olan Şirzat Bavudun ise Türk İslamcı harketi ile işbirliği yaptığı, Kızının Düğününde kanunsuz Dini törenle evlendirmesi gerekçe gösterilmiştir. Din Çin Devlet anlayışında afyon olarak tanımlanıyor. Doğu Türkistan’daki Bölge Müslümanlarına karşı Dinsizleştirme politikaları bu kapsamda tutulmaktadır.

     Kominizim ilkelerine ters olan, din ve vicdan hürriyeti engellemiştir. Başörtüsü ve sakal yasaklanmaktadır. 

      “Çin’liler genetik yapılarında seyek kıllı sakallara sahiplerdir.”   Galıba gür sakallar onlar Çin’lileri ürkütmektedir. Müslüman Uygurların ibadetlerinin yanı sıra yaşam biçimlerine dahi müdahale edilmektedir.     

    Araştırmalara bakıldığında Çin hükümeti, Müslüman nüfusu azaltmak için Uygur Türklerine yönelik doğum kontrolü baskısını genişletiyor. Araştırmalarda, daha önce de Uluslararası gündeme gelen doğum kontrolü baskısının bu günde daha yaygın ve sistematik yoğunlukla devam ettirdiği biliniyor..

    1933’te Kaşkar’da Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti Hoca Niyaz Hacı önderliğinde kuruluyor. 1944’te ise Gulca’da Doğu Türkistan Cumhuriyeti adıyla Alihan Töre önderliğinde ikinci bağımsız Uygur Türk devleti kuruluyor. Her iki devlet de Çinliler tarafından işgal edilerek bu güne kadar sözde Kominizim diktetöryesi altında tutulmuştur. 1918 SSCB’nin oluşumu ve 1990 yılına kadar geliş sürecine benzer olaylar yaşanmaktadır. Çin için sonuç ve akibeti SSCB’ne bezeyeceği kaçınılmazdır.

    1949’daki Mao’nun kızıl Kominizim devrimiyle Doğu Türkistan işgal edilmiştir. Doğu Türkistan’da o günden bu güne kadar sistematik bir asimilasyon sürdürülmüştür. 

    İşgallere bakıldığında siyasi önderler, aydınlar, bilim adamları, dini adamlar, zengin, kanaat önderi insanlar tutuklanmıştır. İnsanların birçoğu kurşuna dizilerek öldürülmüştür. Birçoğu da ağır cezalarla ceza evlerinde çürütülmüştür.

       Çin Hükümeti 1966-1997 yılları arasında Doğu Türkistan’ın Lobnor bölgesinde Nükleer Yer altı veya Yer üstü denemeler yapılmıştır. özellikle bilinçli olarak bu bölgeyi seçmişlerdir. “Nükleer denemelerin sonuçlarının Ekolojik ve insan üzerinde bırakacağı izler bilinerek.” 

     Ayrıca, Doğu Türkistan’da 1985 yılında yürürlüğe konulan bir uygulamayla da nüfus gelişim kotasını bu bölgede uygulamaya başlattılar. Çin’de nüfus artışının kotanmış tek bölgesi Doğu Türk’istan Uygur yaşam bölgesi olmuştur.

    Bu bölgede yine, Toprak reformu adı altında yerli halkın toprakları ellerinden alınmış ve Çinlilere dağıtılmıştır. 

    Doğu Türkistan isminin yerine kendi koydukları Sincan “yeni sınır” “sonradan kazanılan toprak” anlamı taşıyan isim kullanılmaktadır.

      Bu günlerde Pekin iktidar uygulamasında, Doğu Türkistan bölgesi (Sincar’da) geniş tehlikesizlik bölgesi oluşturarak bağımsızlık hürriyet mücadelesi veren Uygur, Kazak ve Müslüman diğer Türklerden Bir Milyondan çok insanı ceza evlerinde tutmaktadır.

      ABD’nin çiçeği burnunda Başkanı Joe Biden yönetiminin insan hakları ihlalleri suçlamasıyla Pekin'deki 2022 Kış Olimpiyatları'nı boykot edeceği açıklaması, ABD ile Çin arasında yeni bir gerilim oluşturdu.

   ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, açıklamasında, Çin'deki 2022 Kış Olimpiyatları'na yönelik boykot için görüşmeleri başlattıklarını açıklamıştır.

       ABD en son 1980 yılında Moskova'da düzenlenen olimpiyatlarını da aynı gerekçelerle boykot etmişti.

      Burada düşünülmesi gereken “Sporun ilkesine ters düşen İnsan hak ve ihlalleri doğuran, bir ülkede olimpiyatların yapılması ve katılımı” doğrumu?. 

    Her zaman eleştirdiğimiz İnsan hakları ve Demokrasi adına konuştuğunu iddia eden gerçekte,ABD Demokrasiyi ve insan haklarının ihlallerini zirveye taşıyan bir ülkedir. 

   Bakın bu işe, ABD, Çin Olimpiyatlarını boykot ediyor. 

   Uygurlarla, Kazaklarla ırk ve kan bağı olan ülkeler sesiz kalıyor. Bu durum düşündürücü olmaktadır.

     Sağlıcakla yaşayın, sağlıkla kalın.


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum