Günümüzde insan ömrünün uzadığı iddia ediliyor ama farkındalığımız çok azaldı. Ne kast ediyorum? Yaşadığımızın, nefes aldığımızın, gökyüzünün farkında değiliz. yanından geçtiğimiz bir çiceği fark etmiyoruz ve onu görmüyoruz. Hepimizin işi başından aşkın çünkü beyhude bir çabayla paraları üst üste yığmaya çalışıyoruz. Hayat eskisinden çok daha hızlı akıyor çünkü insanın başa çıkamayacağı bir iş yüküyle başa çıkmaya çalışıyoruz. Hiç bir şey elimizde değil ve biz elimizde olmayan şeyleri oldurmaya uğraşıyoruz. Sadece büyükler değil gençler ve hatta çocuklar bile yorgun düşüyor bu karmakarışık düzensiz düzen içinde. İşte bende tüm bu coşkun duygular arasında sizlerin zamanının ne kadar değerli olduğunu bildiğim için elimden geldiği kadar okuduğunuza değecek konularda yazmaya çalışıyorum.
Huzurun olmadığı bir dünya gerçek anlamda bir cehennemdir. Eski şarkılarda bile insanlar hep huzur ararlar öyle değil mi? Bir tatlı huzur almaya giderler kalamışa… İmparatorluk dağılırken bile insanlar günümüzden daha huzurluydu, bunu açıklamak çok zor. Tamamen bambaşka bir kültürün üzerimize bolca boca edilmesinin sonucunda huzurumuzu kaybettik biz. Amerikan kültürü; herşeyi dolara paraya bağlayan insan sağlığını bile para üzerinden değerlendiren( hastalıkların önemsenmesi için ekonomiye verdiği zararın büyük olması gerekir mesela) insanın tatil yapmasının bile bir parametre üzerinden hesaplayan bir düzenin bizim gibi geceleri mehtaba çıkmaya alışmış bir topluma nasıl uygulayabilirsiniz? Ancak bizim ağırlığını çektiğimiz şeyi bizden önce birileri hissetmiş ve bu konuda değerli kitaplar yazılmış.
Günümüzden çok değil yüz sene önce insanlar kapitalizm denen sistemin insan için uygun olmadığını onu değersizleştirdiğini anlamışlar. Elbette bu insanlar büyük yazarlardı düşünürlerdi ve biz onların o zamanlardan beri yazdıklarını şimdilerde her nesilde yeniden okuyoruz( okuyanlarımız elbette). İnsan duygulardan oluşur, insanın varlığı, onun yarattığı katma değer üzerinden değil hayata kattığı değerler, insanlara gösterdiği sevgi ile vücut bulur. İnsan banka hesabı değildir; hayatını özetle diye bir soru sorulduğu zaman bankada bir milyon dolarım var demez, iki oğlum iki kızım var der. Günümüz sistemi insani değildir vicdani de değildir ahlaki de değildir. Amerikada insanlar işsiz kaldığı zaman en azından iş bulan çalışan bir sistem varken ülkemizde o bile yok.
İşte böyle bir ortamda huzur aramak bomboş bir çabadır. Ama insanın en temel ihtiyacı huzur değil mi? İnsanlar evlerine neden gelirler? Neden tatile çıkarlar? Niçin dostlarla bir araya gelirler? Hep huzur için değil mi?
Huzur hakkında kitaplar çıkaran pek çok insana inat aslında bilmemiz okumamız gereken şey huzursuzluktur. Huzursuz bir birey size en çok bilmeniz gereken şeyleri gösterebilir. Bunu medikal anlamda düşünmeyin mental olarak çok sağlıklı olmasına rağmen huzursuzluk yaşayabilir insan. Geleceği sağlıklı olarak gören herhangi biri huzursuz olmak için onlarca sebep bulabilir. Bu sebepleri sizinle paylaştığında sizler önce gülümsersiniz bıyık altından ama biraz düşününce onun haklı olduğunu anlarsınız. Benim aklıma gelen ilk isim George Orwell dir. Yazdığı romanlar eminim herkesi gülümsetmişti ama günümüzde onu anlamaya yaklaştık.
Huzur ve huzursuzluk hakkında düşünmeliyiz çünkü huzursuz bir dünyaya doğru adım adım yürüyoruz. Günümüzün ayak sesleri yıllar öncesinden atılıyordu ve o zamanlarda huzurluyduk, fakat o günleri kaybediyoruz. Kalan azıcık huzurumuzu da kaybetmek istemiyorsak hayatımızı korumalıyız.




















