1957 tarihli Hababam sınıfı Rıfat Ilgazın yazdığı eğlenceli ve hüzünlü bir gençlik kitabıdır. Kitap oldukça yaramaz ama son derece ilginç karakterlerin olduğu bir yatılı okulda geçmektedir. Sadece öğrenciler değil öğretmenler de ilgi çekicidir ve kitapda çok dozunda bir mizah vardır. Kitabın sevilmesi üzerine yeşilçam 1974 tarihinde bir hababam filmi çeker. Bu film edebiyat son sınıf öğrencilerinin özel bir okuldaki hayatlarına odaklanır. Karakterler takma isimleri üzerinden tanıtılır ve takma isimleride son derece mizahidir. Çocuklar o kadar yaramazdırlar ki bir türlü okulu bitiremezler. Okul yönetiminin buna sesi çıkmaz ama öğretmenler yaka silkmektedirler. Ancak okula disiplinli bir müdür muavini gelmesiyle işler değişmeye başlar. Bu müdür muavini Mahmut Hocadır.
Filmin çok sevilmesiyle devam filmi Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı çekilir. Benim de sizlere bahsetmek istediğim film bu aslında. Bu filmde okula yeni mezun genç bir edebiyat öğretmeni atanır. Semra hoca. Semra hocaya şakalar yapan sınıf işin dozunu kaçırınca karşılarında Mahmut Hocayı bulurlar. Mahmut Hoca Semra hocayla konuşup işin ciddi olduğunu anlar ve okula velileri çağırır.
Sizlerle adım adım analiz yapalım. Ne oldu? Mahmut hoca kendisine gelen genç meslektaşını terslemedi. Kızım olur böyle şeyler işine bak demedi. Maaşını al fazla üzerinde durma demedi. Aksine olayın vehametini kavradı ve derhal bir şeyler yapması gerektiğini gördü. Ancak durum tek başına bir öğretmen olarak halledebileceğinden fazlaydı. Gene insiyatif alarak okula aileleri çağırdı.
Okula gelen aileler önemli şahsiyetler çünkü okul özel bir lise. Bu durumda vakitleri değerli insanlardan oluşuyor veliler. Mahmut hoca onlarla konuştu. Konuşmasında velilere özetle dedi ki eğitimin yarısı ben isem yarısı sizsiniz. İki bacaklı bir sistemde eğer ayakların birisi aksar ise bu iş yürümez. Üstünüze düşeni yapın lütfen. Peki burada ne oluyor? Veliler Mahmut hocaya ya beni neden çağırdın işim gücüm var demiyor. Hoca hoşlarına gitmeyen çocuklarını eleştiren hatta kendilerini eleştiren sözler söyleyince onu gidip okul yönetimine şikayet etmiyorlar. Mahmut hocaya gösterilen saygı bir zamanlar tüm Türkiyenin öğretmenine gösterdiği saygıydı. Öğretmenlerde bu saygıyı hak ederlerdi çünkü bilirlerdi ki yaptıkları iş ülkenin geleceğini korumaktır. Veliler öğretmenleri dövmeyi asla düşünmezler öğrenciler için ise okul adeta bir mabetti.
Mahmut hocanın amacı çocukları cezalandırmak değil. Sadece aksayan bir sistemi gösteriyor ve eğitime aileyi dahil ederek sistemi düzeltmeyi amaçlıyor. Mahmut hocalar Semra öğretmenler bugün hala varlar. Biraz onlara güvensek kendilerini gösterecekler.
Bu yazıyı Ülkenin uğradığı okul saldırısından sonra kaleme almaya karar verdim. Bizim zamanımızda da inanın ki bilgisayar oyunları vurdulu kırdılı filmler şiddet vardı. Hatta mafya babaları televizyonlarda tartışmaya çıkarlardı. Ama hiçbirimizin aklına böyle bir şey gelmezdi. Okul ve eğitimin bacaklarını kırıp onu istediğimiz şekile büründüremiyoruz. Eğitim bir bütün ve onu yeniden keşfetmeye gerek yok.




















