Kişisel gelişim kitaplarını biliyor musunuz? Bu kitaplara yaklaşımım hep şu şekilde oldu: SAHTEKARLIK. Tamemen hayal dünyasına dayanan hiç bir rasyonelliği olmayan, uygulamanması mümkün olmayan bir dünyadır. Aslında bir çok kişisel gelişim kitabının dayandığı şey psikolojik temellidir ama psikolojiye bakışımda yıldız fallarına bakışım gibidir: Safsata. Fakat bütün bu küçümsemelerimin yanında size bir gerçeği ifade etmeden duramayacağım; her sene mutlaka bir kişisel gelişim kitabı elime alırım.
Bu bir kadının fallarla olan ilişkisi gibi... Falların geleceği söylediğine inanan tek bir kadın bile bulamazsınız aslında. Çünkü kadınlar oldukça gerçekçidir. Fakat bir ortamda eğer falla ilgili bir sohbet oluyorsa o sohbete kayıtsız kalabilecek tek bir kadın bile tanımıyorum. İşte bende kişisel gelişim kitaplarının bir insanı geliştireceğine zerre kadar inanmıyorum fakat bir kişisel gelişim kitabı radarıma girerse ona kayıtsız kalamıyorum. Bir zamanlar ferrarisini satan bilge diye meşhur bir kitap yayınlanmıştı ülkemizde. Gerçekten oldukça ses getirmişti. Bu kitabı bir şekilde elime almıştım ama beş on sayfa sonra bıraktım. Çünkü bir insan eğer bilge olsa ferrarisini satmaz. Bakın bu çok basit bir şey. Ferrari alabilen bir insan bambaşka bir kültürün insanıdır ve siz kültürleri karşılaştırıp hangisinin daha bilge olduğuna karar veremezsiniz. Bilgelik yaşadığınız toplum içinde yüceltilen bir şeydir. Başka bir topluma gittiğiniz zaman size deli muamelesi yapıp alay edebilirler. Zaten peygamberlerin başına gelende hep budur. Gördüğünüz gibi mantık: 1 kitap :0
Peki bizi kişisel gelişim kitaplarına çeken şey nedir? Motivasyon ihtiyacı. Yaşadığımız bu çağ gerçekten bizim gibi kusurlu insanoğlu için fazla ağır, fazla zor… bu yüzden hepimiz kendimizi motive etmeye ihtiyaç duyuyoruz. Bu kitapların büyük çoğunluğu Amerikan kökenli çünkü en çok onların motivasyona ihtiyacı var. Dünyada üretilen her bir malın yarısı amerikan kökenli. Yani bizim iki belki üç katımız kadar fazla çalışıyorlar(verimliliği saymıyorum) bu yüzden psikolojileri çok kötü durumda. Üstelik bu kadar parayla ne yapacaklarını bildiklerini hiç zannetmiyorum. Hem çok para kazanmaları gerekiyor hemde dünkünden daha fazla kazanmaları gerekiyor. Performansları kayıt altında. Bu büyük bir psikolojik yüktür. İnsan bununla ne kadar başa çıkabilir? Yazılan ekonomi kitaplarına bakın… insanlara kendi işinizi kurun derler. Ama yüzbinlerce kurulan şirketten bir sonraki nesle aktarılan şirket sayısı çok çok azdır. Olsun! Ekonomik aktivite artıyor ya o yetiyor. İşte tüm bu büyük güç gerektiren parasal aktivite insanları yoruyor bunun neticesinde her yıl yüzlerce kişisel gelişim kitabı yazılıyor. Dayanın arkadaşlar şu nehrin arkasında bir ülke var. O ülkede çok güzel pırlantalar var! Ama insanların ihtiyacı sadece para mıdır?
Gene bir başka kitap daha hatırlıyorum: Secret! Sır… belki kişisel gelişime girmez ama gene de bir şekilde motive sağlayan bir kitap. Neymiş sır? Düşünürsen olur. İnanırsan yaparsın. Yapamayan milyarlarca insana diyor ki: siz düzgün inanmıyorsunuz. Ne büyük bir olay değil mi? Ben size daha büyük bir sır vereyim: olmayacak. İstediğiniz şeyler imkanlarla sınırlı kalmadıkça hiç bir şey elde edemeyeceksiniz! Babanızdan bir milyon dolar kalmadıkça ve babanız size iyi bir eğitim vermedikçe asla bir ferrari alamayacaksınız.
Kişisel gelişim yalanına varana kadar ne yalanlar var piyasada; aklınız şaşar. Peki ben neden buna kafayı taktım? Kişisel gelişim yalan olmasaydı ne güzel olurdu düşünsenize… herkes bir kitap okur ve dünyanın en bilge en akıllı en zeki en zengin insanı olur çıkardı. Sanırım kapitalist dünyanın yalanları canımı sıkmıyor artık onlara alıştım. Ama verdiği zarar beni fena halde öfkelendiriyor.




















