Ülkemizde matematik pek sevilmez ama herkes birer matematikçidir. Bunu etiketlere yapılan zam oranlarından kolaylıkla anlarsınız, hatta bu konudaki bilgimiz o kadar engindir ki iktisad profesörlerinden daha isabetli tahminler ve nokta atışı oranlar mevcuttur. Bunun ötesinde bir bina inşa edilirken mühendisten daha iyi yorum yapan ustalarımız, bir makina mühendisini cebinden çıkartacak kadar motor bilen sanayi ustalarımız vardır ve aslında okuldan başarısızlık nedeniyle ayrılan bu çocukların ve matematikle arası pek iyi olmayan bu milletin aslında doğuştan matematikçi olduğunu söyler bize. Milletimizin engin hayat tecrübesinin aslında çok küçük bir bölümüdür matematik. Tüm hayatını bu şekilde kodlar ve ifade ediş biçimi de çok orjinaldir. Şiirlerimiz nesirlerimiz destanlarımız hep ince bir matematiğin yansımasıdır ve bizleri evrenin doğasına çeken bir etkisi vardır.
Matematik nedir sorusuna matematikçiler değişik cevaplar verirler. Matematiğin ne olduğundan ziyade ne olmadığı daha önemli bence, mesela kafamızın almadığı tüm o rakamlar, arka arkaya gelen anlamsız eşitlikler, anlayamadığımız göremediğimiz çözümler matematik değildir. Matematik mantık ve felsefenin temelidir aslında ki antik yunan okulunun tabelasına geometri bilmeyen giremez yazılması boşuna değildir. Matematik bir sistemdir ve bu sistem tüm evreni kapsar. O yüzden evreni ve dünyayı hatta insanların koyduğu kuralları anlamak için matematik şarttır.
Ülkemizde matematik öğretilmiyor maalesef. Matematik öğrenmiyoruz test çözmeyi öğreniyoruz ve öğrendiğimiz test soruları bize gelecekte lazım olmuyor. Böylece matematik yapmıyor insana has bir şeyi, sezgilerimizi kullanarak matematiksel işlemleri hallediyoruz. İlk okul çağlarında gösterilen matematik o yaştaki çocuklarımız için fazla ağır dolayısıyla o çağlarda geliştirilen bir nefret neticesinde sürekli olarak matematikten kaçış geliştiriliyor bunun sonucunda bir avuç elit eğitim alan çocuğun dışında üniversite sınavlarında çok düşük netler geliyor. Matematik öğrenmek değil matematik öğretmek zordur.
Bizim matematik sınavlarında yaptığımız netler mühendis iktisatçı veya doktor olmamızı sağlıyor ama matematik bilmeden üniversiteden mezun bir inşaat mühendisi bir köprüyü yapamıyor. Bir iktisatçı matematiği zayıf olduğu için kurduğu modelde gelecek öngörüsünde bulunamıyor. Hepsi aynı nedene dayanıyor ülkemiz matematik ülkesi değil ve bu eksiklik sadece çok üst düzey fen liseleri haricinde toplumun geneline yayıldığı için teknoloji geliştiren değil onu parasıyla kullanan bir ülke olmaktan kurtulamıyoruz. Bakınız hep mühendis diyorum halbuki iyi bir matematik öğrencisi mühendis değil matematikçi olur. Çünkü bir mühendis kendi bölümüyle ilgili geliştirilen matematiği kullanırken bir matematikçi bizzat kendi matematiği geliştirir.
Matematiğin geliştirilmesi demek teknolojinin alt yapısının geliştirilmesi demektir. Teknolojik alt yapı evrenin yeni kodlarının keşfedilmesiyle birlikte gelişir. Bir bilgisayar teknolojisi ikili sayı sisteminin geliştirilmesiyle gelişmiştir ve mesela internette bir siteye girerken yazdığımız şifrelerin tamamen alt yapısını bu ikili sistemler oluşturur. Geliştirilmeye çalışılan kuantum bilgisayarların niçin bu ikili sistemi kolayca kırdığını matematik bilmeden anlayamaz anlayamadığımız için sadece onu kullanabiliriz tabi parasını vererek.
Kısaca daha iyi bir hayat için matematik disiplinine ihtiyacımız var. Bunun bir şekilde daha iyi öğrenilmesi yetmiyor daha iyi matematikçiler yetiştirmemiz şart. Gerçekten bazı okulların kapısına matematik bilmeyen giremez yazmamız gerek.




















