Yolculuk temalı kitaplar başımın tacıdır. Bu kitaplar insanı bir yerden bir yere götürürken her zaman ruhumuzun bize fısıldadığı bir şeyi hatırlatır. Hayat da bir yolculuktur. Bu yolculuğumuza nereden başladığımız ve nereye varacağımız önemli değildir çünkü biz aslında mekanlarla ilgilenmeyiz, onları önemsemeyiz. Önemsediğimiz şey aslında o yolculuğun kendisidir bizzat. Gittiğimiz yere varmamız, orada bizi kimin beklediğinden ziyade, yoldur bizi ilgilendiren ve hep o yolun üstündeki maceraları bilmek isteriz aslında.
Bu pencereden bakıldığında tüm kitaplar bizi bir yolculuğa çıkarır ve yolculuğumuz kahramanın gelişmesiyle şekillenir. Başına ne gelecek, ne karar verecek veya başına gelen olaylardan sonra nasıl bir hayatı olacak? Artık tüm okuma onun ve bizim aramızdaki bir konuşmadır ve bu konuşma bir yol hikayesi anlatır bize. Ama bazı kitaplar tamamen bir yol hikayesidir. Bu kitapların sayısı çok fazla değildir ama bir yol kitabı okumak gerçekten çok zevklidir. Tren yolculukları veya otobüsle gidilen yollar… bütün büyük yazarlar bu gizemi bildikleri için kitaplarının bir bölümünü ve bazen tüm bir kitabı bu yolculuğun üzerine kurarlar.
Gençler özellikle çok severler yolculuğu değil mi? Evet bir genç kahraman çantasını sırtına attığı gibi bir yolculuğa çıkar sonrasında yolculukta başına neler gelir neler… eski masallarda kahraman konuşur ve aslında filanca şehrin prensidir bir yolculuğun büyüsüne kapılmıştır ve oradan oraya savrulmuş sonunda bir mağarada bir kötü büyücünün sihriyle kapana kısılmıştır.
Avrupalı ve amerikalı gençler bunu çok yaparlar. Sırtlarında çantaları o ülke senin bu ülke benim gezerler. Bizim gençlerimiz hayatlarını kazanabilmek için sekiz saat ayakta durmak zorunda iken onlar bu zevki yaşayabilirler. Dünyayı tanırlar ve üretecekleri fikirleri satacakları malları buna göre dizayn ederler.
Gerçekten yol temasının içinde bir bilinmezlik bir büyü vardır. Bizi çok etkiler çünkü hepimiz aslında bir yolculukta olduğumuzu sezeriz. Bu sezgimiz bizi hayatın en güzel ve en renkli mekanlarına götüreceği ve biz onunla meşgulken mesela bir prensesle veya prensle tanışacağımızı ona aşık olacağımızı hissettirir. Bu hisler bu büyülü ülkeye yapacağımız o eşsiz seyahate olan tutkumuzu arttırır.
Elbette her zaman yol kitapları kurmaca olmak zorunda da değildir. Bazen gerçek bir seyahat yazılır defter sayfalarına ve düşünür yazar olmak isteyen o genç bu kimin ilgisini çeker acaba? Fakat ne komik değil mi dünyanın en merak edilen kitapları yüz yıl sonra işte bu kitaplar oluyor. Çünkü herkes geçmişin filanca zamanında bir genç kızın ne giydiğini merak edebiliyor. Bir delikanlının hayatını kazanmak için nelere katlanmak zorunda olduğu herkesin ilgisini çekebiliyor. Hatta seyahatnamenin yazarının hayatı bile herkesin diline dolanabiliyor. Çünkü seyyah olmak çok özel bir yolun yolcusu olmak demektir aynı zamanda.
Herkes kendine göre bir yolculuktadır ama bu yolun en esaslı olanı hayatın devam ettiği, kavganın eksik olmadığı, ekmek kazanmanın tek amaç olduğu, fakirliğin ise tek kavram olduğu mahallelere yapılan yolculuktur. İnsan bu mehalleye girerken yanına alabildiği tek çanta cesaret çantasıdır ve hep buna dayanır. Zaman sizin yoldaşınızdır. Her insan geçer bu yoldan ama kimse bilmez bunu sanki bir rüyadır bu. insan hayatının bu kavşağı sizi çok önemli bir ikilemde bırakır…
Yolculuğunuz sizi en güzel yerlere götürsün ve mutlulukla kucaklasın vardığınız yerdeki insanlar sizi.




















